“Varis patlaması” olarak bilinen ciddi varis kanaması durumunda, anında müdahale için en etkili yöntem bacağı derhal kalp seviyesinin üzerine kaldırmak ve kanayan bölgeye doğrudan, kesintisiz bir şekilde baskı uygulamaktır. Bu basit ilk yardım, venöz basıncı düşürerek kanamayı hızla yavaşlatır. Ancak bu o anı kurtaran geçici bir çözümdür. Kalıcı bir iyileşme ve bu tehlikeli durumun tekrarını kesin olarak önlemek için, altta yatan venöz yetmezliği (kaçak) tedavi eden modern, minimal invaziv damar içi ablasyon yöntemleri (lazer, radyofrekans, medikal yapıştırıcı) gereklidir.
Bu varis kanaması neden bu kadar tehlikelidir?
Birçok kişi toplardamarların (venöz sistem) “düşük basınçlı” olduğunu düşünür ve bu nedenle bir kanamanın ciddi olamayacağına inanır. Ancak bu varis hastalığında yanıltıcıdır. Altta yatan kronik venöz hipertansiyon nedeniyle, bu damarlardaki basınç anormal derecede yüksektir.
Bu nedenle bir varis kanaması, şaşırtıcı derecede bol ve hızlı olabilir. Bazı vakalarda, kanamanın “püskürür” veya “fışkırır” tarzda olduğu ve yüksek basınçlı bir atardamar (arteriyel) kanamasını taklit edebileceği bildirilmiştir.
Bu durum potansiyel olarak ölümcül bir tıbbi acil durumdur. Eğer hasta veya çevresindekiler, uygulanması son derece basit olan ilk yardım müdahalelerini bilmez veya panikle uygulayamazsa, literatürde 20 dakikadan daha kısa bir süre içinde hipovolemik şok (aşırı kan kaybı) ve ölümle sonuçlanan vakalar belgelenmiştir. Tehlike, kanamanın kendisinden çok, o anki basit müdahalenin bilinmemesinden kaynaklanır.
Kimler varis kanaması riski altındadır?
Varis kanaması riski taşıyan hastaların proaktif olarak belirlenmesi, hayati öneme sahiptir. Risk faktörlerini bilmek, önleyici tedavi için ilk adımdır.
Tıbbi ve klinik risk faktörleri şunlardır:
- İleri yaş
- Ciddi cilt değişiklikleri (Koyulaşma, sertleşme, C_4b evresi)
- Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)
- Konjestif kalp yetmezliği (CHF)
- Geçirilmiş DVT (Derin Ven Trombozu) öyküsü
- Geçirilmiş SVT (Yüzeyel Ven Trombozu) öyküsü
- Aspirin kullanımı
- Antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaç kullanımı
Bu listedeki tıbbi faktörlerin ötesinde, mortalite (ölüm) açısından kritik bir sosyal risk faktörü vardır: Yalnız yaşamak. Özellikle ileri yaştaki veya bilişsel zorlukları (örneğin vasküler demans) olan ve yalnız yaşayan hastalar, kanama başladığında paniğe kapılabilir. Durumun ciddiyetini anlayamayabilir veya en önemlisi, o an hayat kurtaracak olan basit ilk yardımı (bacağı kaldırma ve bası uygulama) tek başlarına yapamayabilirler. Trajik vakaların çoğu, kanamanın şiddetinden çok, hastanın o an yardım çağıramaması veya müdahale edememesiyle ilgilidir.
Varis kanamasını tetikleyen faktörler nelerdir?
Risk faktörleri zemini hazırlarken, tetikleyiciler eylemi başlatır. Bunlar genellikle günlük, masum görünen aktivitelerdir.
En sık rapor edilen tetikleyiciler şunlardır:
- Sıcak su teması (Banyo veya duş)
- Ayakta durmak (Özellikle duş alırken)
- Cildi kaşımak
- Bacakları tıraş etmek
- Hafif bir çarpma veya minimal travma
Sıcak su, bu tetikleyiciler arasında en önemlisidir. Hastaların önemli bir kısmı, kanamanın banyo veya duş sırasında/sonrasında başladığını bildirir. Isı, zaten gergin olan zayıf damarlarda ani bir genişlemeye (vazodilatasyon) neden olur. Bu genişleme, incelmiş damar duvarının kaldırabileceği son strestir ve yırtılmaya yol açar. Ayakta durmak da yerçekimi nedeniyle venöz basıncı maksimuma çıkararak bu riski artırır.
Varis kanaması anında (acil durumda) ne yapılmalıdır?
Akut bir varis kanamasıyla karşılaşıldığında, saniyeler içinde doğru müdahaleyi yapmak hayati önem taşır. Protokol son derece basittir ve hayat kurtarır.
Aşağıdaki adımlar derhal uygulanmalıdır.
- Panik yapmayın ve sakin olun.
- Hemen yere yatın (veya oturun).
- Etkilenen bacağı kalp seviyesinin üzerine kaldırın.
- Kanayan noktanın üzerine temiz bir bez, havlu veya gazlı bez ile doğrudan bastırın.
- Basıyı, “durdu mu?” diye kontrol etmeden, en az 10 dakika kesintisiz sürdürün.
- Kanama yavaşladıktan veya kontrol altına alındıktan sonra, kanama noktasına bir ped yerleştirip sıkı bir kompresyon (elastik) bandajı uygulayın.
- Bu adımlar uygulanırken 112 Acil Servis’i arayın veya aratın.
Bu adımlardan en önemlisi bacağı yükseltmektir (elevasyon). Sırt üstü yatıp bacağı bir duvara dayamak veya yüksek yastıkların üzerine koymak yeterlidir. Bu basit manevra, yerçekimi sayesinde venöz basıncı anında düşürür ve kanamayı mucizevi bir şekilde yavaşlatır veya durdurur. Ayakta kalmak veya oturmak, yerçekimi etkisiyle kanamayı artıracağı için yapılacak en büyük hatadır.
Varis kanamasında asla yapılmaması gereken hata nedir?
Akut varis kanamasında yapılan en tehlikeli ve yaygın hata, kanamayı atardamar (arteriyel) kanaması zannederek turnike uygulamaktır.
Bacağın üst kısmına (örn. uyluğa) turnike uygulamak, venöz (toplardamar) kanın kalbe geri dönüş yolunu tıkar. Toplardamarın görevi kanı kalbe geri götürmektir; siz bu dönüş yolunu tıkarsanız, bacaktaki venöz basınç daha da artar. Bu durum kanamayı durdurmak yerine şiddetlendirir. Varis kanaması yönetiminde turnikenin yeri yoktur. Doğru müdahale sadece bacağı kaldırmak ve kanayan noktaya doğrudan bastırmaktır.
Acil serviste varis kanaması nasıl yönetilir?
Hasta bir sağlık tesisine ulaştığında, acil servis ekibinin birincil rolü hemostazı (kanamanın durdurulması) sağlamak ve hastayı stabilize etmektir.
Eğer sahada yapılan kompresyon yetersizse, bandaj yenilenir ve kompresyon güçlendirilir. Kan kaybı çok fazlaysa ve hastada hipovolemi (sıvı kaybı) veya dolaşım bozukluğu belirtileri varsa, damar yolu açılarak intravenöz (IV) sıvı tedavisi ile resüsitasyon (canlandırma) başlatılır. Bazı durumlarda, kanayan venin acil serviste basit bir dikiş (sütür ligasyonu) ile kapatılması, kanamayı durdurmak için hızlı ve etkili bir yöntem olabilir.
Varis kanaması durduktan sonra hasta neden eve gönderilemez?
Burası, acil servis yönetimi ile vasküler uzman yönetimi arasındaki en kritik noktadır. Acil servisin görevi, o anki aktif kanamayı durdurmaktır. Ancak kanama durduktan sonra hastanın evine taburcu edilmesi büyük bir risk taşır.
Altta yatan ve kanamaya neden olan asıl sorun (kronik venöz hipertansiyon) tedavi edilmemiştir. Bu nedenle tekrarlayan ve potansiyel olarak ölümcül bir ikinci kanama riski aşırı derecede yüksektir.
Doğru protokol, acil serviste stabilizasyon sağlandıktan sonra hastanın acil olarak bir vasküler uzmana (Kalp ve Damar Cerrahı) sevk edilmesidir. Bu sevk, bir sonraki kanamayı önlemek için zorunludur. Kısacası: Acil servis o anki kanamayı durdurur; uzman ise bir sonraki kanamayı önler.
Uzman doktor varis kanamasının kaynağını nasıl bulur?
Bir varis kanaması epizodundan sonra, altta yatan venöz yetmezliğin anatomik ve fizyolojik haritasını çıkarmak için Renkli Doppler Ultrason (DUS) kullanımı zorunludur. Bu tamamen ağrısız, radyasyon içermeyen ve ses dalgalarıyla çalışan bir görüntüleme yöntemidir.
DUS’un iki temel rolü vardır. Birincisi, prosedürel bir yol haritası sağlamaktır. DUS, müdahale öncesinde venöz ağın (ana damarlar, yan dallar ve perforan venler) detaylı bir haritasını çıkarır. Hangi damarda “kaçak” (reflü) olduğunu, bu kaçağın nerede başladığını ve kanayan bölgeyi hangi yüksek basınçlı damarın beslediğini net olarak gösterir.
İkincisi, tıbbi gerekliliğin belgelenmesidir. Bu test, yapılacak müdahalenin kozmetik değil tıbbi olarak “zorunlu” olduğunu kanıtlayan objektif ve ölçülebilir verileri (kaçak süresi, damar çapları) sağlar.
Varis kanaması için kalıcı tedavi (definitif tedavi) neden zorunludur?
“Varis patlamasına ne iyi gelir?” sorusunun kalıcı yanıtı budur. Definitif tedavi, semptomu (kanamayı) geçici olarak durdurmanın ötesinde, sorunun kök nedenini (altta yatan venöz hipertansiyonu) ortadan kaldırmak demektir.
Bir varis kanaması epizodu, ağrı veya şişme gibi diğer semptomların aksine, acil bir tıbbi gereklilik göstergesidir (“hard indication”). Tıbbi kılavuzlar, bir varisten kaynaklanan tek bir anlamlı kanama epizodunu bile, definitif ablasyon (damar kapatma) tedavisi için doğrudan bir endikasyon olarak kabul eder.
Bu durumun kritik önemi şudur: Ağrı veya şişlik gibi şikayetlerde genellikle “en az 3-6 ay kompresyon çorabı (konservatif tedavi) denenmesine rağmen yanıtsızlık” şartı aranırken, kanama bu şartı bypass eder. Kanamalı bir varis ile başvuran bir hasta için vasküler uzmanın müdahalesi elektif (seçmeli) bir prosedür değil tekrarlayan ve potansiyel olarak ölümcül bir olayı önlemek için zorunlu (mandated) bir tıbbi müdahaledir.
Varis tedavisinde termal (ısı) yöntemler nelerdir?
Günümüzde definitif tedavi, büyük cerrahi kesiler gerektirmeyen, minimal invaziv “endovenöz” (damar içi) tekniklerle yapılır. “Termal” yöntemler ısı kullanarak damarı içeriden kapatmayı hedefler.
İki ana termal yöntem vardır:
- Endovenöz Lazer Ablasyonu (EVLA)
- Radyofrekans Ablasyonu (RFA)
Her iki yöntemde de ultrason rehberliğinde, genellikle diz altından bir iğne ile girilerek, yetmezlikli (kaçak yapan) ana safen veninin içine ince bir kateter (lazer fiberi veya RFA kateteri) yerleştirilir. Bu kateter, damar boyunca geri çekilirken kontrollü bir enerji (lazer ışığı veya radyofrekans dalgaları) verir. Bu ısı, damar duvarını tahrip ederek venin büzüşmesine ve kalıcı olarak kapanmasına (fibrotik oklüzyon) yol açar.
Varis tedavisindeki “tümesan anestezi” nedir?
EVLA ve RFA gibi termal prosedürlerin kritik bir bileşeni, tümesan anestezi enjeksiyonudur. Bu işlem yapılacak damarın çevresine, yine ultrason rehberliğinde enjekte edilen, seyreltilmiş lokal anestezik (genellikle lidokain) içeren bol miktarda soğuk bir sıvıdır.
Bu sıvının iki temel görevi vardır:
- Ağrıyı Ortadan Kaldırmak: Prosedürün tamamen ağrısız geçmesini sağlar.
- Isı Kalkanı Olmak: Damarı bir ‘sıvı yastığı’ gibi sararak, lazerin veya radyofrekansın ısısının çevre dokulara (cilt, sinirler) zarar vermesini engeller.
Bu çok sayıda küçük iğne gerektirse de işlemin güvenliği ve konforu için zorunlu bir adımdır.
Varis tedavisinde Lazer (EVLA) ve Radyofrekans (RFA) arasında bir fark var mı?
Kapsamlı bilimsel çalışmalar ve meta-analizler, her iki yöntemin de klinik etkinlik ve başarı açısından (1 yıllık kapanma oranları %93-98) benzer olduğunu göstermektedir. Aralarındaki temel farklar, morbidite (yan etki) profillerinde ortaya çıkar.
RFA (Radyofrekans), EVLA’ya (Lazer) kıyasla, işlem sonrası anlamlı düzeyde daha az ağrı, daha az parestezi (sinir hasarına bağlı hissizlik/karıncalanma) ve daha az ekimoz (morarma) ile ilişkilidir. Seçim, genellikle hastanın anatomisine (örneğin sinir hasarı riskinin yüksek olduğu bölgelerde RFA tercih edilebilir), semptom profiline ve uzmanın tercihine bağlıdır.
Varis tedavisindeki termal olmayan (ısı kullanmayan) yöntemler nelerdir?
Bunlar endovenöz tedavideki yeni teknolojilerdir. Isı kullanmadıkları (non-termal) için, tümesan anestezi (non-tümesan) gerektirmezler. Bu da ‘ısı kalkanı’ için gereken çoklu iğne enjeksiyonlarının olmaması anlamına gelir.
İki ana yöntem öne çıkmaktadır.
- Siyanoakrilat Ablasyon (CAA / VenaSeal / Medikal Yapıştırıcı)
- Polidokanol Endovenöz Mikroköpük (PEM / Varithena)
Varis tedavisinde “medikal yapıştırıcı” (VenaSeal) yöntemi nedir?
Bu yöntem venöz tedavide yetmezlikli safen veni kapatmak için ısı veya kimyasal yerine, tıbbi sınıf bir ‘yapıştırıcı’ (N-butil siyanoakrilat) kullanır. Prosedürde, ultrason rehberliğinde bir kateter ven içine yerleştirilir. Kateter geri çekilirken, ven içine hassas miktarlarda siyanoakrilat yapıştırıcı enjekte edilir ve ven duvarlarını kalıcı olarak birbirine yapıştırmak için dışarıdan ultrason probu ile kompresyon (bası) uygulanır.
Bu yöntemin avantajları şunlardır:
- Tümesan anestezi gerekmez (ağrılı iğneler yoktur).
- Prosedür süresi kısadır (ortalama 6-15 dakika).
- İşlem sonrası ağrı ve morarma minimaldir (termal yöntemlere göre daha az).
- İşe veya normal aktivitelere dönüş neredeyse anındadır (ortalama 0.2 gün).
- İşlem sonrası genellikle kompresyon çorabı giyilmesi gerekmez.
Bu profil, VenaSeal’i özellikle kan sulandırıcı kullanan (ve morarma riski yüksek olan kanamalı hastalar gibi), iğne fobisi olan veya işe hemen dönmesi gereken hastalar için ideal bir seçenek haline getirir. Ancak geniş damarları kapatmada Lazer ve özellikle de Radyofrekans kadar başarılı olmayabilir.
Varis tedavisinde “mikroköpük” (Varithena) nedir?
Bu standart ‘köpük tedavisinden’ (UGFS) farklıdır. PEM (Varithena), ticari olarak hazırlanmış, standartlaştırılmış bir mikroköpük sistemidir. Standart, hekim tarafından hazırlanan köpükten farkı, özel bir gaz karışımı kullanarak “uniform, küçük ve stabil kabarcıklar” oluşturmasıdır.
Bu tutarlı kabarcık yapısı, özellikle daha büyük ana damarlarda (ana safen venleri) daha öngörülebilir ve stabil bir performans sağlar. Bu nedenle PEM, EVLA veya RFA’ya alternatif bir tedavi yöntemi olarak onaylanmıştır. Termal olmadığı için tümesan anestezi gerektirmemesi önemli bir avantajıdır.
Varis tedavisinde görünen o büyük damarlara ne yapılır?
Modern ven tedavisi genellikle “hibrit” bir yaklaşım gerektirir. Lazer, Radyofrekans veya Medikal Yapıştırıcı gibi prosedürler, altta yatan reflü kaynağını (yani “ana otoyol” olan safen venini) hedefler.
Ancak hastanın semptomlarına veya kanamasına neden olan şey, genellikle bu ana damara bağlı olan görünür, büyük, kıvrımlı veya yüzeyel “yan dal” (tributer) varislerdir. Bu “yan yolların” da aynı seansta tedavi edilmesi gerekir.
İki ana tamamlayıcı yöntem kullanılır.
- Ambulatuar (Stab) Flebektomi (Miniflektomi)
- Ultrason Eşliğinde Köpük Skleroterapi (UGFS)
Ambulatuar Flebektomi, bu büyük, kıvrımlı yan dalların tedavisi için Lokal anestezi altında, 2-3 milimetrelik çok küçük (stab) kesiler yoluyla, bu venlerin özel bir flebektomi kancası kullanılarak fiziksel olarak çıkarılmasını içerir. Kanamalı bir varis, genellikle bu görünür yan dallardan biri olduğundan, bu tamamlayıcı prosedür tedavinin kritik bir parçasıdır.
UGFS (standart köpük) ise, hekim tarafından hazırlanan köpüğün ultrason rehberliğinde doğrudan hedef yan dallara veya perforan venlere enjekte edilmesidir. Özellikle flebektomi için çok kıvrımlı veya derinde olan damarlar için kullanılır.
Eski usül “varis ameliyatı” (stripping) hala yapılıyor mu?
Tarihsel olarak venöz yetmezlik için tek tedavi olan geleneksel cerrahi (yüksek ligasyon ve ven stripping), günümüzde yerini büyük ölçüde minimal invaziv endovenöz ablasyon tekniklerine bırakmıştır. Bu prosedür, kasıktan ve ayak bileğinden kesiler yapılmasını, safen veninin bağlanmasını (ligasyon) ve ardından bir “stripper” (sıyırıcı) cihazı kullanılarak venin fiziksel olarak çekilip çıkarılmasını (stripping) içerir:
Endovenöz teknikler (Lazer, RFA), etkinlik açısından cerrahi ile benzer olsa da komplikasyonlar açısından belirgin bir üstünlüğe sahiptir.
Cerrahi yöntemin dezavantajları şunlardır:
- Daha yüksek yara enfeksiyonu riski
- Daha fazla hematom (kan toplanması) riski
- Çok daha fazla işlem sonrası ağrı
- Çok daha uzun iyileşme süresi
- Normal aktivitelere veya işe geç dönüş
Bu nedenlerle, cerrahi stripping günümüzde ancak endovenöz tekniklerin başarısız olduğu veya ven anatomisinin (aşırı büyük, aşırı kıvrımlı olması) endovenöz bir kateterin ilerletilmesine uygun olmadığı nadir durumlarda son çare olarak düşünülmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Varis patlamasına neden olan faktörler nelerdir?
Varis patlaması ve bunun sonucunda kanama olması, toplardamarlardaki basıncın artması sonucu damar duvarlarının zayıflamasıyla ortaya çıkar. Uzun süre ayakta kalmak, hamilelik, fazla kilo ve genetik yatkınlık en sık nedenler arasındadır.
Varis patlaması sonrası bacakta morarma ve ağrı ne kadar sürer?
Patlayan damarın çevresinde oluşan morarma ve ağrı genellikle birkaç gün ile bir hafta içinde azalır. Ancak damar hasarı büyükse ya da varis ilerlemişse bu süre uzayabilir. Dinlenme ve soğuk kompres rahatlama sağlar.
Varis patlamasında hangi ilk yardım yöntemleri uygulanmalıdır?
Bacak yukarı kaldırılmalı, bölgeye soğuk kompres yapılmalı ve kanama varsa temiz bir bezle hafif baskı uygulanmalıdır. Ağrı veya şişlik artarsa mutlaka bir damar cerrahına başvurulmalıdır.
Varis patlaması tekrarlamaması için hangi önlemler alınabilir?
Düzenli yürüyüş yapmak, kilo kontrolü sağlamak, uzun süre oturmak veya ayakta durmaktan kaçınmak ve varis çorabı kullanmak damar sağlığını destekler. Ayrıca sigara ve alkol tüketiminden uzak durmak önemlidir.
Varis patlamasında hangi tıbbi tedavi yöntemleri uygulanır?
Tedavi, damar hasarının derecesine göre değişir. Küçük damarlar için skleroterapi veya lazer tedavisi tercih edilirken, ileri vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Doktor değerlendirmesiyle en uygun yöntem belirlenir.
Varis patlaması gebelik döneminde neden daha sık görülür?
Gebelikte artan hormon düzeyleri ve karın içi basınç, toplardamarlarda genişlemeye yol açar. Bu durum varis oluşumunu ve patlama riskini artırır. Gebelikte varis çorabı kullanmak bu riski azaltabilir.
Varis patlaması sonrasında bacakta kalıcı iz kalır mı?
Patlayan damar genellikle kendiliğinden iyileşir, ancak cilt altında hafif renk değişiklikleri kalabilir. Uygun tedavi ve dolaşımı destekleyen önlemlerle kalıcı iz riski en aza indirilebilir.
Varis patlaması olan kişi ne zaman doktora gitmelidir?
Kanama uzun sürüyorsa, ağrı artıyorsa veya bacakta şiddetli şişlik gelişmişse mutlaka doktora başvurulmalıdır. Bu belirtiler altta yatan ciddi damar hastalıklarının habercisi olabilir.
Varis patlaması sonrası egzersiz yapmak zararlı mı?
İlk birkaç gün dinlenmek gerekir, ancak sonrasında hafif yürüyüş gibi düşük tempolu egzersizler dolaşımı destekler. Ağrılı veya şiş bölgeler tamamen iyileşmeden yoğun spor yapılmamalıdır.
Varis patlaması yaşayanlar için beslenme nasıl olmalıdır?
Lif, C vitamini ve antioksidan açısından zengin gıdalar damar sağlığını korur. Tuz tüketimi azaltılmalı, bol su içilmeli ve aşırı yağlı, işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır. Sağlıklı beslenme dolaşımı güçlendirir.

Op. Dr. İlker Zan, damar hastalıkları ve fleboloji (varis ve toplardamar hastalıkları) alanında uzun yıllardır uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahıdır. 1995–2001 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlamıştır. 2011 yılından itibaren kapalı yöntem varis tedavileri uygulayarak, Türkiye’de bu alandaki öncü isimlerden biri olmuştur.
2019 yılında Alanya’da kurduğu Dr. Zan Varis Kliniği ile modern fleboloji uygulamalarını bölgeye kazandıran Dr. Zan, 2025 itibarıyla hizmetlerini Antalya’daki yeni kliniğinde sürdürmektedir. Kliniğinde her hastaya özel tanı ve tedavi planları sunmakta, endovenöz lazer (EVLT), radyofrekans (RF) ablasyon, köpük tedavisi, skleroterapi, CLACS ve ekoskleroterapi gibi minimal invaziv yöntemlerle ağrısız, izsiz ve kısa sürede iyileşme sağlayan çözümler sunmaktadır.
Dr. Zan, varisi yalnızca estetik bir problem olarak değil, ciddi bir damar sağlığı sorunu olarak ele almaktadır. Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşımıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği ve Avrupa Damar Cerrahisi Derneği (ESVS) üyesi olarak uluslararası standartlarda tedavi hizmeti sunmaktadır.

