Ameliyatsız Varis Tedavi Seçenekleri: Kapsamlı Rehber
Ameliyatsız varis tedavisi mümkün mü? Günümüzde varis tedavisinde hastanede yatış ve geniş cerrahi kesiler gerektirmeden uygulanabilen birçok yöntem bulunmaktadır.
Endovenöz lazer ablasyonu (EVLA), radyofrekans ablasyonu (RFA), köpük skleroterapi, skleroterapi ve bazı yüzeyel damarlar için uygulanan lazer tedavileri, hastanın damar yapısına ve klinik bulgularına göre değerlendirilebilen tedavi seçenekleri arasındadır.
Ancak “ameliyatsız varis tedavisi” tek bir işlem anlamına gelmez. Her yöntemin kullanım alanı farklıdır. Ana toplardamarlardaki reflü ile kılcal damarların tedavisi aynı yöntemle yapılmayabilir.
Bu nedenle uygun tedavinin belirlenmesinde klinik muayene ve gerektiğinde renkli Doppler ultrason ile damar anatomisinin ve venöz reflünün değerlendirilmesi önemlidir.
Bu rehberde ameliyatsız varis tedavisinde kullanılan başlıca yöntemleri, hangi durumlarda değerlendirilebileceklerini, işlem sonrasında neler beklenebileceğini ve tedavi seçiminin nasıl yapıldığını ele alacağız.

Önce Temel Ayrım: Ameliyatlı ve Ameliyatsız Varis Tedavisi
Varis tedavisinde hem cerrahi hem de minimal invaziv yöntemler kullanılabilir.
Klasik Cerrahi Varis Tedavisi: Stripping
Geleneksel cerrahi yöntemlerden biri stripping işlemidir. Bu yöntemde tedavi edilmesi planlanan yüzeyel toplardamar cerrahi olarak çıkarılır.
Klasik cerrahinin özellikleri:
- Cerrahi kesi gerektirir.
- Anestezi yöntemi hastaya ve uygulanacak işleme göre belirlenir.
- İşlem sonrasında morarma ve ağrı görülebilir.
- İyileşme süreci endovenöz yöntemlere göre daha uzun olabilir.
- Kesi yapılan bölgelerde iz kalabilir.
Cerrahi tedavi günümüzde tamamen ortadan kalkmış değildir. Ancak uygun hastalarda endovenöz yöntemler de önemli tedavi seçenekleri haline gelmiştir. NICE, uygun truncal reflüsü bulunan hastalarda endothermal ablasyonu, uygun olmadığı durumlarda ultrason eşliğinde köpük skleroterapiyi ve seçilmiş hastalarda cerrahiyi tedavi seçenekleri arasında değerlendirmektedir. (NICE)
Kapalı ve Minimal İnvaziv Varis Tedavileri
Kapalı yöntemlerde damar cerrahi olarak çıkarılmak yerine içeriden kapatılabilir veya sklerozan bir madde kullanılarak tedavi edilebilir.
Bu grupta:
- Endovenöz lazer ablasyonu (EVLA)
- Radyofrekans ablasyonu (RFA)
- Köpük skleroterapi
- Skleroterapi
- Seçilmiş hastalarda medikal yapıştırıcı veya diğer non-termal yöntemler
- Mini-flebektomi
- CLaCS Yöntemi
gibi yöntemler bulunur.
İşlem türü ve varis tedavisi süreci, hastanın damar anatomisine ve klinik durumuna göre belirlenir.
Ameliyatsız Varis Tedavisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?
1. Endovenöz Lazer Ablasyonu (EVLA)
Endovenöz lazer ablasyonu, özellikle reflü bulunan uygun yüzeyel ana toplardamarların tedavisinde kullanılan endovenöz yöntemlerden biridir.
Ayrıntılı bilgi için endovenöz lazer tedavisi sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Nasıl yapılır?
Ultrason eşliğinde damar içerisine ince bir lazer fiberi yerleştirilir. Lazer enerjisi damar duvarına kontrollü bir ısı etkisi oluşturarak tedavi edilen ven segmentinin kapanmasına yardımcı olur.
İşlem sırasında damar çevresine lokal anestezik içeren tümesan anestezi uygulanması, ağrının kontrol edilmesine ve çevre dokuların korunmasına yardımcı olur.
EVLA’nın özellikleri
- Geniş cerrahi kesi gerektirmez.
- Genellikle lokal anesteziyle uygulanabilir.
- Uygun hastalarda ayaktan tedavi şeklinde gerçekleştirilebilir.
- İşlem sonrasında hareket edilmesine genellikle izin verilir.
- Kesi gerektirmediği için cerrahiye göre yara bakımı daha sınırlıdır.
Hangi hastalarda değerlendirilebilir?
Özellikle büyük safen ven veya küçük safen ven gibi yüzeyel ana toplardamarlarda klinik olarak anlamlı reflü bulunan hastalarda değerlendirilebilir.
Ancak yalnızca damarın dışarıdan görünür olması EVLA için yeterli bir neden değildir. Damar anatomisinin ve reflünün değerlendirilmesi gerekir.
2. Radyofrekans Ablasyonu (RFA)
Radyofrekans ablasyonu, EVLA’ya benzer şekilde damar içerisine kateter yerleştirilerek tedavi yapılmasını sağlayan bir termal ablasyon yöntemidir.
Nasıl yapılır?
Ultrason eşliğinde yerleştirilen kateter aracılığıyla kontrollü radyofrekans enerjisi uygulanır. Oluşan ısı, damar duvarında tedavi etkisi meydana getirerek damar segmentinin kapanmasına yardımcı olur.
RFA’nın özellikleri
- Genellikle lokal anestezi ile uygulanabilir.
- Geniş cerrahi kesi gerektirmez.
- Uygun hastalarda ayaktan uygulanabilir.
- İşlem sonrasında hareket ve günlük yaşama dönüş çoğu hastada kısa sürede mümkün olabilir.
- İşlem sonrası hafif ağrı, hassasiyet veya gerginlik görülebilir.
Hangi hastalarda değerlendirilebilir?
RFA, uygun anatomik özelliklere sahip ve yüzeyel ana toplardamarlarda klinik olarak anlamlı reflüsü bulunan hastalarda değerlendirilebilir.
EVLA ile RFA arasında seçim yapılırken damar anatomisi, klinik bulgular, uygulanacak teknik ve hastanın özellikleri birlikte değerlendirilir.
3. Köpük Skleroterapi (Köpük Tedavisi / Ekoskleroterapi)
Köpük skleroterapi, varis tedavisinde kullanılan kimyasal ablasyon yöntemlerinden biridir. Türkiye’de günlük hasta dilinde sık olarak “köpük tedavisi” şeklinde ifade edilir.
Sklerozan ilaç köpük haline getirilerek hedef damarın içerisine enjekte edilir. Ultrason eşliğinde uygulandığında ekoskleroterapi veya ultrason eşliğinde köpük skleroterapi olarak adlandırılır.
Nasıl yapılır?
Sklerozan madde köpük haline getirilerek damar içerisine verilir. Köpük, damar içindeki kanın bir bölümünü yer değiştirerek ilaç ile damar duvarının temasını artırabilir.
Ultrason eşliğinde uygulandığında hedef damar görüntülenebilir ve enjeksiyonun damar içerisindeki dağılımı izlenebilir.
Köpük tedavisinin değerlendirilebileceği durumlar
- Orta boy varisler
- Variköz yan dallar
- Bazı yüzeyel venler
- Ana damar tedavisi sonrasında kalan varisler
- Uygun hastalarda bazı truncal reflü paternleri
Güncel kılavuzlar, ultrason eşliğinde köpük skleroterapiyi uygun hastalarda varis tedavisinin kabul edilen seçeneklerinden biri olarak değerlendirmektedir. Ayrıca güncel literatürde köpük skleroterapinin bazı yüzeyel ana damarlar ve variköz yan dallar için de kullanılabileceği belirtilmektedir. (NICE, AVLS)
Bu nedenle köpük tedavisini yalnızca “küçük damar tedavisi” olarak tanımlamak doğru değildir; hangi damar için kullanılacağı hastanın anatomisine göre belirlenir.
Köpük tedavisinin özellikleri
- Geniş cerrahi kesi gerektirmez.
- Çoğu uygulamada genel anestezi gerekmez.
- Ultrason eşliğinde gerçekleştirilebilir.
- Bazı hastalarda birden fazla seans gerekebilir.
- İşlem sonrasında morluk, hassasiyet veya geçici renk değişikliği görülebilir.
4. Sıvı Skleroterapi
Skleroterapi, damar içerisine sklerozan madde verilerek damar duvarında kontrollü bir reaksiyon oluşturulması esasına dayanır.
Sıvı form, özellikle daha küçük damarların tedavisinde kullanılabilir.
Kullanılacak ilaç, konsantrasyon ve uygulama şekli damarların özelliklerine göre belirlenir.
Kılcal ve küçük retiküler damarların tedavisinde sıvı skleroterapi değerlendirilebilir; daha büyük damarlar için ise köpük formu veya başka tedavi yöntemleri gündeme gelebilir.
5. CLaCS: Lazer, Skleroterapi ve Soğutmanın Birlikte Kullanılması
CLaCS, özellikle kılcal ve retiküler damarların tedavisinde kullanılan kombine bir yaklaşımdır.
Ayrıntılı bilgi için CLaCS tedavisi sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Nasıl uygulanır?
Uygulama protokolüne göre yüzeysel lazer, skleroterapi ve cilt soğutma sistemi birlikte kullanılabilir.
Lazer yüzeyel damarları hedeflerken, skleroterapi uygun damarların tedavisine katkıda bulunabilir. Soğutma ise uygulama sırasında cilt sıcaklığının kontrol edilmesine ve hasta konforunun artırılmasına yardımcı olur.
CLaCS hangi damarlar için değerlendirilebilir?
Özellikle:
- Kılcal damarlar
- Retiküler damarlar
- Yüzeyel küçük damarlar
için değerlendirilebilir.
CLaCS, ana safen ven gibi büyük yüzeyel toplardamarlardaki belirgin reflünün tedavisi için kullanılan temel yöntem değildir.
Mini-Flebektomi Nedir?
Bazı hastalarda cilt üzerinden belirgin olarak görülen büyük ve kıvrımlı varisler için mini-flebektomi değerlendirilebilir.
Bu yöntemde varisli damarlar çok küçük cilt girişlerinden özel aletlerle çıkarılır.
Mini-flebektomi, özellikle belirgin variköz yan dalların tedavisinde tek başına veya ana damar tedavisiyle birlikte planlanabilir.
Hangi hastalarda gerekli olduğu, ana damar reflüsü ve varislerin anatomik yapısı değerlendirilerek belirlenir.
Hangi Yöntem Kimin İçin Uygun?
“Ameliyatsız varis tedavisinde hangi yöntem uygulanır?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Tedavi seçiminde:
- Etkilenen damarın türü
- Damarın çapı
- Venöz reflünün yeri
- Reflünün özellikleri
- Görünür varislerin dağılımı
- Hastanın şikâyetleri
- Daha önce uygulanmış tedaviler
- Genel sağlık durumu
birlikte değerlendirilir.
Genel olarak bazı örnekler şu şekilde düşünülebilir:
| Klinik durum | Değerlendirilebilecek yöntemler |
|---|---|
| Yüzeyel ana toplardamarda uygun reflü | EVLA veya RFA |
| Orta boy varisler ve variköz yan dallar | Köpük skleroterapi |
| Küçük damarlar ve retiküler venler | Skleroterapi |
| Kılcal damarlar | CLaCS, skleroterapi veya uygun lazer yöntemleri |
| Belirgin büyük yan dallar | Mini-flebektomi veya köpük skleroterapi |
Bu tablo yalnızca genel bir çerçevedir. Aynı hastada birden fazla yöntemin birlikte kullanılması gerekebilir.
Güncel venöz hastalık kılavuzları da tedavi seçiminin damar anatomisi, hastanın klinik durumu ve uygulanacak yöntemin uygunluğu dikkate alınarak yapılmasını önermektedir. (SVS/AVF/AVLS)
Ana Damar Tedavisi ile Görünen Varislerin Tedavisi Aynı Şey midir?
Her zaman değil.
Bazı hastalarda görünen varislerin altında yüzeyel ana toplardamarda reflü bulunabilir. Bu durumda ana reflü kaynağı için endovenöz bir tedavi planlanırken, görünen varislerin kendisi için ayrıca köpük skleroterapi veya mini-flebektomi düşünülebilir.
Bazı hastalarda ise görünen varisler zaman içinde yalnızca takip sonrasında küçülebilir ve ek işlem gerekmeyebilir.
Bu nedenle tedavi planı yalnızca “görünen varisleri yok etmek” üzerine kurulmaz. Damarların birbirleriyle ilişkisi ve reflünün kaynağı değerlendirilir.
Varis Tedavisinde Doppler Ultrason Neden Önemlidir?
Varislerin dışarıdan görünmesi, hangi damardan kaynaklandığını her zaman göstermez.
Renkli Doppler ultrason, yüzeyel ve derin toplardamar sisteminin değerlendirilmesinde ve venöz reflünün belirlenmesinde önemli bir tanısal yöntemdir. Tedavi planlanacak hastalarda damar anatomisinin ve reflü paterninin anlaşılmasına yardımcı olur. (SVS/AVF/AVLS)
Ultrason incelemesinin hangi pozisyonlarda ve hangi manevralarla yapılacağı değerlendirilen damara ve klinik soruya göre değişebilir. Bu nedenle tek bir pozisyonu bütün hastalar için zorunlu kabul etmek yerine, uygun venöz ultrason protokolünün uygulanması önemlidir.
Ayrıntılı bilgi için Detaylı Renkli Doppler Ultrason sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Sonrasında İyileşme Süreci Nasıldır?
İyileşme süreci kullanılan yönteme göre değişir.
EVLA ve RFA gibi termal ablasyonlardan sonra bazı hastalarda damar boyunca hassasiyet, gerginlik veya morluk görülebilir.
Köpük skleroterapi ve sıvı skleroterapi sonrasında ise enjeksiyon bölgelerinde morluk, hafif ağrı, sertlik veya geçici renk değişikliği oluşabilir.
CLaCS sonrasında da uygulama yapılan bölgelerde geçici kızarıklık veya başka cilt değişiklikleri görülebilir.
Günlük yaşama dönüş zamanı kişiye ve uygulanan yönteme göre değişmekle birlikte birçok minimal invaziv tedaviden sonra uzun süreli yatak istirahati gerekmez.
Tedavi sonrasında önerilen yürüyüş, kompresyon kullanımı, egzersize dönüş ve kontrol zamanları uygulanan yönteme göre belirlenir.
Ayrıntılı bilgi için Varis Tedavisi Süreci sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Ameliyatsız Varis Tedavilerinde Ağrı Olur mu?
İşlem sırasında hissedilen rahatsızlık kullanılan yönteme göre değişebilir.
EVLA ve RFA sırasında lokal ve çoğunlukla tümesan anestezi kullanıldığı için işlem ağrısı kontrol edilebilir.
Köpük skleroterapi ve sıvı skleroterapide ise enjeksiyon sırasında kısa süreli batma veya yanma hissedilebilir.
Tedavi sonrasında bazı hastalarda hafif gerginlik, hassasiyet veya sızlama oluşabilir.
Ağrının şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişebilir. Şiddetli veya giderek artan ağrı ise normal iyileşme bulgusu olarak kabul edilmemeli ve değerlendirilmelidir.
Ameliyatsız Varis Tedavilerinde İz Kalır mı?
Endovenöz yöntemler geniş cerrahi kesi gerektirmediği için cerrahi stripping işlemine göre kesi izi açısından daha sınırlı olabilir.
Ancak “hiç iz bırakmaz” şeklinde kesin bir ifade kullanmak doğru değildir.
Skleroterapi sonrasında enjeksiyon noktalarında geçici iz, morluk veya kahverengi renk değişikliği görülebilir.
CLaCS ve lazer uygulamalarında da cilt tipine ve uygulanan enerjiye bağlı olarak geçici cilt değişiklikleri oluşabilir.
Tedaviden Sonra Varisler Tekrarlar mı?
Tedavi edilen damar başarılı şekilde kapatılmış veya çıkarılmış olsa bile gelecekte başka damarlarda yeni varislerin gelişmesi mümkündür.
Bunun nedeni varis oluşumuna yatkınlığın yalnızca tek bir damarla sınırlı olmamasıdır.
Yeni varis oluşumunda:
- Genetik yatkınlık
- Yaş
- Gebelik
- Kilo
- Venöz anatomik özellikler
- Yeni gelişen veya devam eden reflü
gibi faktörler rol oynayabilir.
Bu nedenle hiçbir tedavi için hayat boyu yeni varis oluşmayacağına dair garanti vermek doğru değildir.
Kompresyon Çorabı Tedavi Sonrasında Gerekli midir?
Kompresyon, bazı varis tedavilerinden sonra ağrı, şişlik veya rahatsızlık gibi semptomların yönetiminde kullanılabilir.
Ancak kompresyonun gerekip gerekmediği, hangi basınç sınıfının kullanılacağı ve ne kadar süre giyileceği uygulanan tedaviye göre değişir.
Bu nedenle tüm hastalara aynı süre boyunca kompresyon çorabı kullanılması gerektiğini söylemek doğru değildir.
NICE, girişimsel tedavi sonrasında kompresyonun geçici olarak kullanılabileceğini, ancak bunun tedaviye ve hastaya göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. (NICE)
Ameliyatsız Varis Tedavisinde Kaç Seans Gerekir?
Seans sayısı tedavi yöntemine ve tedavi edilen damarların özelliklerine göre değişir.
EVLA ve RFA gibi ana damar ablasyonları çoğu zaman belirli bir damar segmentinin tek işlemde tedavi edilmesi amacıyla uygulanır.
Buna karşılık skleroterapi ve köpük tedavisinde, özellikle çok sayıda damar veya farklı çaplarda varis bulunduğunda birden fazla seans gerekebilir.
CLaCS tedavisinde de bazı hastalarda birden fazla uygulama planlanabilir.
Kesin seans sayısı tedavi öncesinde damar yapısı ve klinik bulgular değerlendirilerek belirlenir.
Başarı ve Tekrarlama Riski Hakkında Ne Bilmelisiniz?
Modern varis tedavilerinin sonuçları kullanılan yönteme, damar anatomisine ve hastanın özelliklerine göre değişir.
Çalışmalarda endovenöz lazer, radyofrekans ve köpük skleroterapi gibi yöntemlerin varis tedavisinde etkili seçenekler olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte yöntemler arasında kapanma, yeniden reflü gelişmesi ve ek işlem ihtiyacı açısından farklılıklar bulunabilir. (PubMed)
Bu nedenle tek bir yöntemin her hasta için aynı sonucu vereceği söylenemez.
Ayrıca tedavi edilen damar başarılı şekilde kapatılsa bile ilerleyen yıllarda başka damarların varisleşmesi mümkündür.
Tedavi Öncesinde Neler Beklemelisiniz?
Ameliyatsız varis tedavisi planlanmadan önce genel olarak şu aşamalar izlenir:
1. Klinik değerlendirme
Bacakların görünümü, varislerin dağılımı, şişlik, cilt değişiklikleri ve hastanın şikâyetleri değerlendirilir.
2. Renkli Doppler ultrason
Gerekli durumlarda yüzeyel ve derin venöz sistem incelenir. Venöz reflü ve tedavi planını etkileyebilecek damar özellikleri değerlendirilir.
3. Tedavi yönteminin belirlenmesi
Damarın yapısı, reflünün özellikleri, varislerin çapı ve hastanın klinik durumu dikkate alınarak uygun yöntem veya yöntemler belirlenir.
4. İşlem öncesi bilgilendirme
Uygulanacak tedavinin amacı, işlem sonrası süreç, olası yan etkiler, kompresyon kullanımı ve kontrol planı hakkında bilgi verilir.
Tedavi sürecinin ayrıntıları için Varis Tedavisi Süreci sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ameliyatsız varis tedavisi gerçekten ameliyatsız mıdır?
Minimal invaziv endovenöz yöntemlerde klasik cerrahi gibi geniş kesi ve damar çıkarılması yapılmaz. Damar içeriden kapatılabilir veya sklerozan madde ile tedavi edilebilir.
Ameliyatsız varis tedavisi ağrılı mıdır?
Kullanılan yönteme göre değişir. EVLA ve RFA sırasında lokal anestezi uygulanırken, köpük ve sıvı skleroterapide enjeksiyon sırasında kısa süreli batma veya yanma hissedilebilir.
Köpük tedavisi ile skleroterapi aynı şey midir?
Köpük tedavisi, köpük skleroterapi olarak adlandırılan bir skleroterapi uygulamasıdır. Sklerozan maddenin köpük formunda kullanılması, özellikle bazı daha büyük damarların tedavisinde avantaj sağlayabilir.
Köpük tedavisi büyük varislerde uygulanabilir mi?
Bazı büyük varislerde ve uygun anatomik durumlarda ultrason eşliğinde köpük skleroterapi uygulanabilir. Ancak her büyük varis için aynı yöntem uygun değildir.
Lazer mi, radyofrekans mı daha iyidir?
Bütün hastalar için tek bir üstün yöntem yoktur. EVLA ve RFA arasında seçim yapılırken damar anatomisi, reflünün özellikleri, uygulanacak teknik ve hastanın durumu değerlendirilir.
Kılcal damarlar hangi yöntemle tedavi edilir?
Kılcal damarların özelliklerine göre skleroterapi, CLaCS veya uygun lazer yöntemleri değerlendirilebilir. Kılcal damarların altında daha büyük bir venöz problem bulunup bulunmadığı da gerektiğinde araştırılır.
Ameliyatsız varis tedavisinden sonra işe ne zaman dönülür?
Yönteme ve hastanın durumuna göre değişir. Birçok minimal invaziv işlem sonrasında günlük yaşama kısa sürede dönülebilir; ancak ağır fiziksel aktiviteye dönüş zamanı kişiye göre belirlenir.
Tedaviden sonra varis tekrarlar mı?
Tedavi edilen damar başarılı şekilde kapatılmış olsa bile gelecekte başka damarların varisleşmesi mümkündür. Bu nedenle yeni şikâyetlerin ortaya çıkması halinde yeniden değerlendirme gerekebilir.
Varis çorabı kullanmak zorunda mıyım?
Bazı tedavilerden sonra kompresyon önerilebilir. Çorabın basıncı ve kullanım süresi uygulanan yönteme ve hastanın durumuna göre belirlenir.
Kaç seans gerekir?
Ana damar ablasyonları çoğu zaman tek bir işlemle uygulanabilirken, köpük skleroterapi, sıvı skleroterapi ve CLaCS gibi yöntemlerde birden fazla seans gerekebilir.
Hangi tedavi yönteminin bana uygun olduğunu nasıl öğrenebilirim?
Bu karar klinik değerlendirme ve gerekli durumlarda renkli Doppler ultrason sonrasında verilir.
Sonuç: Ameliyatsız Varis Tedavisinde Yöntem Hastaya Göre Belirlenir
Günümüzde varis tedavisinde geniş cerrahi kesiler ve uzun hastane yatışları gerektirmeden uygulanabilen birçok yöntem bulunmaktadır.
EVLA, RFA, köpük skleroterapi, sıvı skleroterapi, CLaCS ve mini-flebektomi farklı damar yapıları ve klinik durumlarda değerlendirilebilir.
Ancak bütün hastalara aynı tedavinin uygulanması doğru değildir.
Bir hastada ana toplardamardaki reflü için EVLA veya RFA değerlendirilirken, başka bir hastada köpük skleroterapi veya skleroterapi yeterli olabilir. Kılcal damarlar için ise CLaCS veya lazer gibi farklı yöntemler gündeme gelebilir.
Bu nedenle doğru yaklaşım, önce damar yapısını ve venöz hastalığın özelliklerini belirlemek, ardından uygun tedavi yöntemini seçmektir.
Detaylı Renkli Doppler Ultrason değerlendirmesi. Venöz yetmezlik tedavisi Antalya ve varis tedavileri hakkında daha ayrıntılı bilgi için ilgili sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.

Op. Dr. İlker Zan, damar hastalıkları ve fleboloji (varis ve toplardamar hastalıkları) alanında uzun yıllardır uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahıdır. 1995–2001 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlamıştır. 2011 yılından itibaren kapalı yöntem varis tedavileri uygulayarak, Türkiye’de bu alandaki öncü isimlerden biri olmuştur.
2019 yılında Alanya’da kurduğu Dr. Zan Varis Kliniği ile modern fleboloji uygulamalarını bölgeye kazandıran Dr. Zan, 2025 itibarıyla hizmetlerini Antalya’daki yeni kliniğinde sürdürmektedir. Kliniğinde her hastaya özel tanı ve tedavi planları sunmakta, endovenöz lazer (EVLT), radyofrekans (RF) ablasyon, köpük tedavisi, skleroterapi, CLACS ve ekoskleroterapi gibi minimal invaziv yöntemlerle ağrısız, izsiz ve kısa sürede iyileşme sağlayan çözümler sunmaktadır.
Dr. Zan, varisi yalnızca estetik bir problem olarak değil, ciddi bir damar sağlığı sorunu olarak ele almaktadır. Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşımıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği ve Avrupa Damar Cerrahisi Derneği (ESVS) üyesi olarak uluslararası standartlarda tedavi hizmeti sunmaktadır.

