Limonla, elma sirkesiyle veya çeşitli bitkisel kürlerle evde varis tedavisi biyolojik ve anatomik olarak mümkün değildir. Cilt yüzeyine uygulanan hiçbir asidik karışım, derinin derinliklerindeki toplardamarlarda meydana gelen kapakçık hasarını onaramaz veya genişlemiş damar yapısını eski haline getiremez. Varis, basit bir cilt probleminden ziyade, kan dolaşımındaki mekanik bir bozukluğa dayanan ilerleyici Kronik Venöz Yetmezlik hastalığıdır. Bilimsel geçerliliği olmayan bu yöntemler damar içindeki yüksek basıncı düşüremediği gibi, doğru tedavi sürecini geciktirerek kalıcı doku hasarlarına ve ciddi komplikasyonlara zemin hazırlar.
Varis hastalığının temelinde yatan asıl neden nedir?
Varisi anlamak için önce bacaklarımızdaki toplardamarların nasıl çalıştığını hayal etmemiz gerekir. Toplardamarlarımız, vücuttaki kirli kanı yerçekimine karşı koyarak ayaklarımızdan yukarıya, kalbe doğru taşıyan boru hatlarıdır. Bu zorlu tırmanışta kanın aşağıya geri düşmesini engellemek için damarlarımızın içinde “kapakçık” dediğimiz minik yapılar bulunur. Bu kapakçıklar tek yönlü açılan kapılar gibidir; kan yukarı çıkarken açılır, kan geçince kapanır ve aşağı sızmayı engeller.
Ancak genetik mirasımız, yaş almamız, sürekli ayakta durmayı gerektiren meslekler veya hamilelik gibi süreçler bu kapakçıkların yapısını bozar. Kapakçıklar tam kapanamaz hale geldiğinde, yukarı gitmesi gereken kanın bir kısmı yerçekimiyle aşağıya, ayaklara doğru geri kaçar. Biz buna “reflü” diyoruz. Geri kaçan kan bacak damarlarında birikir, basıncı artırır ve damarları balonlaştırır. İşte dışarıdan gördüğünüz o kıvrımlı varisler, aslında içerideki bu yüksek basıncın sonucudur. Yani sorun cildin üzerinde değil damarın içindeki mekanik sistemdedir.
Limon veya sirke ile evde varis tedavisi mümkün mü?
Bu sorunun cevabı, hastalığın mekanizmasını anladığınızda kendiliğinden ortaya çıkar. İçerideki kapakçık bozulmuşsa, yani fiziksel bir hasar varsa, bacağın dışına sürülen limon suyu veya elma sirkesi bu kapağı tamir edebilir mi? Tıpkı evinizdeki su tesisatında bir conta bozulduğunda musluğun dışına limon sürerek su kaçağını durduramayacağınız gibi, varisli damarı da bu yöntemlerle iyileştiremezsiniz.
Halk arasında bu yöntemlerin “iyi geldiği” inancının yayılmasının sebebi, limon ve sirkenin serinletici etkisidir. Asidik yapıları nedeniyle cilt gözeneklerini geçici olarak sıkılaştırabilir ve ferahlık hissi verebilirler. Ancak bu geçici rahatlama, tedavi olmak demek değildir. Damarın içindeki basınç olduğu gibi durmaktadır. Bilimsel çalışmalar bu tür karışımların varisli damarı yok etme veya kapakçığı onarma konusunda hiçbir etkisi olmadığını net bir şekilde kanıtlamıştır. Bu yöntemlerle vakit kaybetmek, ne yazık ki sadece hastalığın ilerlemesine zemin hazırlar.
Evde tedavi yöntemlerinde ısrar etmek hangi riskleri barındırır?
Varis, “nasıl olsa geçer” diyebileceğimiz veya sadece estetik bir kusur olarak görebileceğimiz bir durum değildir. İlerleyici bir damar hastalığıdır. Doğru tıbbi müdahale yapılmadığında, damar içindeki basınç giderek artar ve dokulara zarar vermeye başlar. Bilimsel dayanağı olmayan yöntemlerle zaman kaybedildiğinde karşılaşılabilecek riskler ciddidir.
Hastalığın ihmal edilmesi sonucu görülebilecek bazı komplikasyonlar şunlardır:
- Geçmeyen bacak şişlikleri
- Ayak bileğinde renk koyulaşması
- Ciltte kalınlaşma ve sertleşme
- Venöz ülser adı verilen yaralar
- Damar içi pıhtı oluşumu
- Akciğere pıhtı atma riski
- Şiddetli gece krampları
- Kronik bacak ağrısı
Özellikle venöz ülserler, tedavisi en zor olan sonuçlardan biridir. Bacakta açılan bu yaralar, yüksek basınç devam ettiği sürece kapanmaz ve hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür.
Varis çorabı ve ilaçlar hastalığı tamamen geçirir mi?
Hastalarımız genellikle “İlaç kullansam veya çorap giysem bu damarlar yok olur mu?” diye sorarlar. Burada tedavi etmek ile şikayetleri yönetmek arasındaki farkı iyi anlamalıyız. Doktorunuzun verdiği ilaçlar ve varis çorapları tedavinin “konservatif” yani koruyucu kısmıdır.
Bu yöntemlerin sağladığı faydalar şunlardır:
- Bacaklardaki ağrıyı hafifletmek
- Ödem ve şişliği azaltmak
- Bacaklardaki ağırlık hissini gidermek
- Hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak
- Damar duvarındaki yangıyı azaltmak
Ancak ne en kaliteli varis çorabı ne de en etkili ilaç, bozulmuş bir damar kapağını eski haline getirip tamir edemez. Çorabı çıkardığınızda veya ilacı bıraktığınızda mekanik sorun orada durmaktadır. Kesin çözüm, yetmezlikli damarın kendisine müdahale etmektir.
Yaşam tarzı değişiklikleri de destekleyici tedavi için önemlidir. Bunlar şunlardır:
- Düzenli yürüyüş yapmak
- Bacakları yükseğe kaldırarak dinlendirmek
- Kilo kontrolü sağlamak
- Sıcaktan uzak durmak
- Bol su tüketmek
Varis tanısı için yapılan ultrason neden ayakta uygulanmalıdır?
Tedavinin başarısı, sorunun kaynağını doğru tespit etmekten geçer. Bunun için “Renkli Doppler Ultrason” adı verilen tetkik yapılır. Ancak burada hastaların bilmesi gereken hayati bir detay vardır. Ultrason incelemesi mutlaka hasta ayakta dururkende yapılmalıdır.
Hasta yatar pozisyondayken yerçekimi etkisi ortadan kalktığı için damardaki kaçak (reflü) ya hiç görülmez ya da olduğundan çok daha az görünür. Ayakta yapılan haritalamada ise yerçekimi devreye girer ve damarın gerçek performansı ortaya çıkar. Flebolog veya kalp damar cerrahı, bu haritalamayı bizzat yaparak kaçak yapan damarın yerini, çapını ve ciddiyetini belirler. Yatarak yapılan eksik bir inceleme, yanlış tanıya ve tedavinin başarısız olmasına neden olabilir.
Ameliyatsız varis tedavisi nasıl uygulanır ve avantajları nelerdir?
Eskiden varis denilince akla gelen, bacağın kesilerek damarın çekip çıkarıldığı (stripping) ağrılı ameliyatlar artık tarih oldu. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte “Endovasküler Ablasyon” dediğimiz kapalı yöntemler altın standart haline geldi. Bu yöntemlerin mantığı, bozuk damarı çıkarmak değil damarı içeriden ısıyla kapatarak iptal etmektir.
En sık uygulanan yöntemler Lazer (EVLA) ve Radyofrekans (RFA) tedavisidir. İşlem sırasında ultrason eşliğinde iğne deliğinden damarın içine girilir. İnce bir fiber damar boyunca ilerletilir ve damarın iç yüzeyi lazer veya radyo dalgaları ile ısıtılarak yapıştırılır. Kapanan damar zamanla vücut tarafından emilerek yok olur. Kan dolaşımı ise diğer sağlıklı damarlar üzerinden sorunsuz bir şekilde devam eder.
Bu modern yöntemlerin sunduğu başlıca avantajlar şunlardır:
- Narkoz (anestezi) gerektirmemesi
- Dikiş ve kesi izi olmaması
- Hastanede yatışa gerek duyulmaması
- İşlem sonrası hemen yürüyebilme
- Çok kısa iyileşme süresi
- Ağrının minimal olması
- İşe ve sosyal hayata hızlı dönüş
Kılcal damarlar ve estetik kaygılar için hangi yöntemler kullanılır?
Ana damardaki büyük kaçak, lazer veya radyofrekans ile kurutulduktan sonra geride kalan daha ince, morumsu veya örümcek ağı şeklindeki damarlar için tamamlayıcı tedaviler devreye girer. Bu aşamada en etkili yöntem “Skleroterapi” veya halk arasındaki adıyla iğne tedavisidir.
Çok ince iğnelerle damarın içine kurutucu bir ilaç verilir. Eğer damarlar biraz daha genişse, bu ilaç hava ile karıştırılarak “köpük” kıvamına getirilir ve damara verilir (Köpük Skleroterapisi). Köpük, damar yüzeyine daha iyi temas ederek etkinliği artırır. Bu işlemler klinik muayenehane şartlarında yapılır, oldukça pratiktir ve estetik olarak bacakların pürüzsüz görünmesini sağlar.
Bacak varislerinin nedeni rahim bölgesindeki bir sorun olabilir mi?
Bazen bacak varisleri buzdağının sadece görünen kısmı olabilir ve asıl kaynak bacakta değil daha yukarılarda, karın içinde olabilir. Özellikle kadınlarda görülen “Pelvik Konjesyon Sendromu” yani rahim çevresindeki varisler, bacak varislerine neden olabilir veya tedavi sonrası nüks etmesine yol açabilir.
Bu durumun belirtileri şunlardır:
- Kronik kasık ağrısı
- Adet döneminde şiddetli sancı
- İlişki sırasında ağrı
- Atipik yerleşimli varisler
- Dolgunluk hissi
Eğer böyle bir durumdan şüphelenilirse, yine ameliyatsız yöntemlerle, anjiyografi ünitesinde kasıktan veya boyundan girilerek yumurtalık toplardamarı içeriden tıkanır (embolizasyon). Bu sayede sorunun kökü kurutulmuş olur.

Op. Dr. İlker Zan, damar hastalıkları ve fleboloji (varis ve toplardamar hastalıkları) alanında uzun yıllardır uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahıdır. 1995–2001 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlamıştır. 2011 yılından itibaren kapalı yöntem varis tedavileri uygulayarak, Türkiye’de bu alandaki öncü isimlerden biri olmuştur.
2019 yılında Alanya’da kurduğu Dr. Zan Varis Kliniği ile modern fleboloji uygulamalarını bölgeye kazandıran Dr. Zan, 2025 itibarıyla hizmetlerini Antalya’daki yeni kliniğinde sürdürmektedir. Kliniğinde her hastaya özel tanı ve tedavi planları sunmakta, endovenöz lazer (EVLT), radyofrekans (RF) ablasyon, köpük tedavisi, skleroterapi, CLACS ve ekoskleroterapi gibi minimal invaziv yöntemlerle ağrısız, izsiz ve kısa sürede iyileşme sağlayan çözümler sunmaktadır.
Dr. Zan, varisi yalnızca estetik bir problem olarak değil, ciddi bir damar sağlığı sorunu olarak ele almaktadır. Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşımıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği ve Avrupa Damar Cerrahisi Derneği (ESVS) üyesi olarak uluslararası standartlarda tedavi hizmeti sunmaktadır.

