Genç Yaşta Varis Neden Olur? Nedenleri ve Ne Zaman Değerlendirilmelidir?
Genç yaşta varis görülmesi, her zaman ciddi veya doğuştan bir damar hastalığı olduğu anlamına gelmez. Varis oluşumunda ailevi yatkınlık, toplardamar kapaklarının yetersiz çalışması, venöz reflü, fazla kilo, uzun süre ayakta kalma veya hareketsizlik gibi birçok faktör rol oynayabilir.
Bununla birlikte çocukluk veya genç erişkinlik döneminde ortaya çıkan belirgin, yaygın ya da alışılmadık yerleşimli varislerde, özellikle bacakta belirgin şişlik, ağrı, cilt değişikliği veya daha önce geçirilmiş pıhtı öyküsü varsa, altta yatan venöz hastalığın daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle genç yaşta varis görüldüğünde amaç yalnızca görünen damarları değerlendirmek değil, gerektiğinde altta yatan venöz reflüyü veya daha nadir damar sorunlarını belirlemektir.

Genç Yaşta Varis Neden Olur?
Genç yaşta varis oluşmasının tek bir nedeni yoktur. En sık karşılaşılan faktörler arasında ailevi yatkınlık, venöz reflü, fazla kilo, uzun süre ayakta kalma ve hareketsizlik bulunur.
Bazı kişilerde toplardamar duvarının ve kapak yapısının özellikleri nedeniyle varis gelişimine yatkınlık daha fazla olabilir. Bu yatkınlık yaşamın erken dönemlerinde belirginleşebilir.
Daha nadir olarak doğuştan damar anomalileri, geçirilmiş derin ven trombozu veya karın ve pelvis bölgesindeki venöz akımı etkileyen bazı anatomik sorunlar da bacaklarda venöz hastalık bulgularına katkıda bulunabilir.
Bu nedenle genç yaşta varis görüldüğünde bütün hastalarda aynı nedenin araştırılması yerine, kişinin şikâyetleri, muayene bulguları ve damar yapısına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Gençlerde Görülen Varisler Neden Dikkatle Değerlendirilmelidir?
Genç yaşta görülen her varis bir “kırmızı bayrak” değildir.
Özellikle ailede varis öyküsü bulunan, tipik bölgelerde varisleri olan ve başka belirti göstermeyen genç kişilerde yüzeyel venöz reflü veya varis hastalığının daha sık görülen nedenleri söz konusu olabilir.
Bununla birlikte bazı bulgular daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir. Özellikle:
- Çok erken yaşta başlayan belirgin varisler
- Tek bacakta belirgin şişlik veya hacim farkı
- Atipik bölgelerde ortaya çıkan varisler
- Belirgin pelvik ağrı ile birlikte bacak varisleri
- Daha önce geçirilmiş derin ven trombozu
- Doğuştan ciltte damar lekesi veya bir bacakta belirgin büyüme
- Tedavi sonrasında kısa sürede tekrar eden veya alışılmadık dağılım gösteren varisler
gibi durumlarda yalnızca yüzeyel varislere bakmak yerine altta yatan venöz sistemin değerlendirilmesi gerekebilir.
Genç Yaşta Varis Oluşumunda Genetik Yatkınlığın Rolü Nedir?
Varis hastalığında ailevi yatkınlık önemli faktörlerden biridir. Ailesinde varis bulunan kişilerde yaşamın daha erken dönemlerinde venöz hastalık gelişme olasılığı artabilir.
Varis oluşumunda damar duvarının yapısı, bağ dokusu özellikleri, venöz kapakların işlevi ve damarların basınca verdiği yanıt gibi birçok mekanizma rol oynayabilir.
Bu nedenle genç yaşta varis görülmesi, tek başına belirli bir genetik hastalık bulunduğunu göstermez.
Varis hastalığının genetik yapısı oldukça karmaşıktır. Bazı genetik değişiklikler araştırılmış olsa da günlük klinik uygulamada genç yaşta varis görülen her hastaya rutin olarak belirli bir genetik test yapılması gerekmez.
Burada önemli olan, aile öyküsünün ve hastanın klinik bulgularının birlikte değerlendirilmesidir.
Hormonlar Genç Kadınlarda Varis Oluşumunu Etkiler mi?
Hormonlar ve özellikle gebelik dönemindeki hormonal değişiklikler toplardamar sistemi üzerinde etkili olabilir.
Gebelik sırasında artan kan hacmi, hormonal değişiklikler ve büyüyen rahmin pelvik damarlara yaptığı bası, bacaklardaki venöz basıncı artırarak varislerin ortaya çıkmasına veya mevcut varislerin belirginleşmesine katkıda bulunabilir.
Ergenlik döneminde de hormonal değişiklikler ve büyüme ile birlikte daha önce fark edilmeyen damar sorunları belirgin hale gelebilir.
Doğum kontrol yöntemleri konusunda ise varis ile pıhtı riskini birbirinden ayırmak gerekir. Özellikle östrojen içeren bazı hormonal kontraseptifler, belirli kişilerde venöz tromboembolizm riskini artırabilir. Bu risk yalnızca varis bulunmasına göre değil; kişinin yaşı, sigara kullanımı, daha önce pıhtı geçirmiş olması, ailesel pıhtılaşma öyküsü ve diğer risk faktörlerine göre değerlendirilir.
Bu nedenle varisi olan her genç kadının doğum kontrol yöntemini bırakması gerektiği şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.
Kilo ve Yaşam Tarzı Genç Yaşta Varis Oluşumunu Etkiler mi?
Evet. Fazla kilo, uzun süre ayakta kalma ve uzun süre hareketsiz oturma venöz hastalıkla ilişkili faktörler arasındadır.
Özellikle uzun süre ayakta kalmak, bacak toplardamarlarında yer çekimine bağlı basıncı artırabilir. Uzun süre oturmak ve hareketsiz kalmak da baldır kaslarının venöz dönüşe yaptığı katkıyı azaltabilir.
Fazla kilo ise hem venöz sistem üzerindeki yükü artırabilir hem de günlük hareketliliğin azalmasına katkıda bulunabilir.
Bu faktörler tek başına her genç kişide varise neden olmaz. Ancak genetik veya damar yapısına bağlı bir yatkınlığın bulunduğu kişilerde varislerin daha erken ortaya çıkmasına veya mevcut şikâyetlerin artmasına katkıda bulunabilir.
Genç Yaşta Görülen Varisler Doğumsal Bir Damar Hastalığının Belirtisi Olabilir mi?
Bazı nadir durumlarda evet. Ancak yalnızca genç yaşta varis görülmesi doğumsal damar hastalığı olduğu anlamına gelmez.
Özellikle çocukluk çağından beri bulunan geniş ve alışılmadık damarlar, ciltte doğuştan kırmızı-mor renkli damar lekeleri, bir bacağın diğerine göre belirgin şekilde daha uzun veya kalın olması gibi bulgular varsa damar malformasyonları açısından değerlendirme gerekebilir.
Bu durumlardan biri Klippel-Trénaunay sendromudur (KTS).
Klippel-Trénaunay Sendromu Nedir?
KTS, genellikle şu üç bulgunun farklı kombinasyonlarıyla ilişkilidir:
- Kapiller malformasyonlar; örneğin doğuştan bulunan “şarap lekesi” benzeri cilt değişiklikleri
- Venöz malformasyonlar veya atipik varisler
- Etkilenen ekstremitede kemik ve yumuşak doku büyümesi
KTS nadir bir durumdur ve tanısı yalnızca varis görülmesine dayanmaz. Klinik muayene ve gerektiğinde renkli Doppler ultrason, MR veya MR venografi gibi görüntüleme yöntemleriyle damar yapısının ve eşlik eden malformasyonların kapsamı değerlendirilir.
Bu nedenle genç bir hastada varis ile birlikte doğuştan cilt değişikliği veya bacakta belirgin büyüme varsa, standart varis değerlendirmesinden daha kapsamlı bir damar incelemesi gerekebilir.
May-Thurner Sendromu Genç Yaşta Varise Neden Olabilir mi?
May-Thurner Sendromu (MTS), sol ana iliyak toplardamarın sağ ana iliyak arter ile omurga arasında sıkışmasıyla ilişkili bir venöz çıkış problemidir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Bu anatomik kompresyon birçok kişide herhangi bir belirti oluşturmadan bulunabilir. Bu nedenle görüntülemede bir damar kompresyonunun görülmesi tek başına May-Thurner Sendromu tanısı anlamına gelmez.
Klinik olarak anlamlı bir venöz çıkış problemi olduğunda tek taraflı, özellikle sol bacakta daha belirgin şişlik, ağrı, venöz yetmezlik bulguları veya bazı hastalarda derin ven trombozu görülebilir.
Genç bir kişide özellikle tek bacakta belirgin şişlik, atipik varisler veya açıklanamayan venöz şikâyetler varsa, klinik değerlendirmeye göre iliyak ven sistemi de araştırılabilir.
Bu değerlendirmede renkli Doppler ultrason temel inceleme olabilir. Gerekli görülen seçilmiş hastalarda BT venografi veya MR venografi gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
Damar içi ultrason (IVUS) ise özellikle girişim planlanan seçilmiş venöz obstrüksiyon vakalarında damar içindeki darlığın değerlendirilmesine ve tedavi planlamasına yardımcı olabilir. Her genç varis hastasında IVUS yapılması gerekmez.
Pelvik Venöz Hastalık Bacaklarda Atipik Varislere Neden Olabilir mi?
Bazı genç kadınlarda bacaklardaki varislerin kaynağı yalnızca bacak damarları olmayabilir.
Pelvik venöz hastalıklar; pelvik venlerde reflü, venöz çıkış sorunları veya bazı anatomik kompresyonlarla ilişkili olabilir. Bu hastalarda özellikle vulvar bölge, kalça veya uyluğun arka tarafı gibi alışılmışın dışında bölgelerde varisler görülebilir.
Pelvik venöz hastalıklarda kronik pelvik ağrı, özellikle uzun süre ayakta kalmakla artan ağrı, vulvar varisler veya atipik bacak varisleri gibi bulgular birlikte değerlendirilebilir.
Nutcracker Sendromu Nedir?
Nutcracker Sendromu, sol renal venin anatomik olarak sıkışmasıyla ilişkili bir venöz kompresyon durumudur. Bazı hastalarda pelvik venöz dolaşım üzerinde etkili olabilir.
Ancak görüntülemede anatomik bir daralma görülmesi tek başına hastalık veya tedavi gerektiren durum anlamına gelmez.
Bu nedenle pelvik venöz hastalık şüphesi, hastanın şikâyetleri ve klinik bulguları ile birlikte değerlendirilmelidir.
Genç Yaşta Geçirilen DVT Sonrasında Varis Gelişebilir mi?
Evet. Daha önce geçirilmiş derin ven trombozu (DVT), toplardamar kapaklarında ve damar duvarında kalıcı değişikliklere yol açarak zaman içinde post-trombotik sendrom (PTS) gelişmesine katkıda bulunabilir.
Post-trombotik sendromda bacakta:
- Ağrı veya ağırlık
- Şişlik
- Ciltte renk değişiklikleri
- Varisler
- İleri vakalarda cilt değişiklikleri ve venöz ülser
gibi bulgular ortaya çıkabilir.
Özellikle genç yaşta geçirilmiş DVT öyküsü bulunan bir kişide daha sonra ortaya çıkan tek taraflı varis ve şişliklerin yalnızca yüzeyel varis olarak değerlendirilmemesi önemlidir.
Bu hastalarda derin ven sisteminin açıklığı, önceki pıhtının bıraktığı değişiklikler ve varsa venöz reflü renkli Doppler ultrason ile değerlendirilebilir.
Genç Hastada Varis Tanısı İçin Hangi Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?
Genç yaşta varis görüldüğünde görüntüleme yöntemi hastanın klinik bulgularına göre belirlenir.
Renkli Doppler Ultrason
Alt ekstremite varislerinin değerlendirilmesinde temel görüntüleme yöntemlerinden biri venöz dupleks ultrasonografidir.
Renkli Doppler ultrason ile:
- Yüzeyel toplardamarlar
- Derin toplardamarlar
- Venöz reflü
- Venöz tıkanıklık veya tromboz bulguları
- Varisleri besleyen damarlar
değerlendirilebilir.
Varis tedavisi planlanırken damarların anatomisinin ve reflünün kaynağının belirlenmesi, uygulanacak yöntemin seçilmesine yardımcı olur.
BT veya MR Venografi
BT venografi veya MR venografi her varis hastasında gerekli değildir.
Ancak özellikle tek taraflı belirgin şişlik, atipik varisler, pelvik venöz hastalık şüphesi veya iliak ven sisteminde bir obstrüksiyon düşünülüyorsa, hastanın klinik durumuna göre ileri görüntüleme yöntemleri değerlendirilebilir.
İntravasküler Ultrason (IVUS)
IVUS, damar içine yerleştirilen özel bir kateter aracılığıyla damar lümeninin ve damar duvarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlayan girişimsel bir görüntüleme yöntemidir.
Özellikle iliak ven obstrüksiyonu düşünülen ve endovasküler tedavi planlanan seçilmiş hastalarda kullanılabilir.
Bu nedenle IVUS’u genç yaşta varisi bulunan herkes için rutin bir tanı yöntemi olarak düşünmemek gerekir.
Genç Yaşta Görülen Varislerde Hangi Tedaviler Uygulanabilir?
Tedavi, varisin yalnızca görünümüne değil; hastanın şikâyetlerine, damar yapısına, venöz reflünün kaynağına ve varsa eşlik eden venöz hastalıklara göre belirlenir.
Yüzeyel venöz reflünün tedavisinde uygun hastalarda şu yöntemler değerlendirilebilir:
- Endovenöz lazer ablasyon (EVLA)
- Radyofrekans ablasyon (RFA)
- Köpük skleroterapi
- Skleroterapi
- Mekanokimyasal ablasyon (MOCA)
- Siyanoakrilat yapıştırıcı ile kapatma
- Mini-flebektomi
- Seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi
Hangi yöntemin kullanılacağı, damar çapı ve anatomisi, reflünün kaynağı, varislerin dağılımı, hastanın şikâyetleri ve klinik değerlendirme sonucuna göre belirlenir.
Özellikle belirgin yüzeyel venöz reflüsü bulunan hastalarda tedavi öncesinde venöz dupleks ultrason ile damarların değerlendirilmesi önemlidir.
Varislerin Kaynağı Pelviste ise Tedavi Nasıl Yapılır?
Pelvik kaynaklı varislerde tedavi, bacakta görünen damarın doğrudan tedavi edilmesinden önce veya bununla birlikte, altta yatan venöz problemin belirlenmesine dayanır.
Pelvik venöz reflü veya venöz çıkış problemi saptanan seçilmiş hastalarda endovasküler embolizasyon gibi girişimsel yöntemler değerlendirilebilir.
Bazı hastalarda pelvik kaynaklı kaçakların tedavi edilmesi, bacaklardaki atipik varislerin yönetiminin bir parçası olabilir.
Ancak her atipik varisin kaynağının pelvis olduğu söylenemez. Bu nedenle tedavi öncesinde klinik bulgular ve uygun görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilmelidir.
May-Thurner veya Post-Trombotik Venöz Obstrüksiyon Nasıl Tedavi Edilir?
İliyak venlerde klinik olarak anlamlı bir obstrüksiyon saptandığında tedavi kararı yalnızca görüntüleme bulgusuna göre verilmez.
Hastanın şikâyetleri, venöz hastalığın klinik bulguları, önceki DVT öyküsü, görüntüleme sonuçları ve beklenen tedavi yararı birlikte değerlendirilir.
Seçilmiş semptomatik venöz obstrüksiyonlarda endovasküler tedavi ve venöz stentleme seçenekleri gündeme gelebilir.
May-Thurner anatomisinin görüntülemede bulunması tek başına stent yerleştirilmesi için yeterli değildir. Özellikle asemptomatik anatomik kompresyonlarda tedavi gerekmeyebilir.
Post-trombotik venöz obstrüksiyonda ise tedavi yaklaşımı daha farklı olabilir ve hastanın daha önce geçirdiği pıhtının oluşturduğu damar hasarı dikkate alınır.
Bu nedenle MTS veya PTS bulunan her hastaya aynı tedavi uygulanmaz.
Genç Yaşta Varis Görüldüğünde Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Genç yaşta görülen her varis acil bir durum değildir. Ancak aşağıdaki bulgulardan biri varsa damar hastalıkları açısından değerlendirme yapılması uygun olabilir:
- Varislerin çocukluk veya çok genç yaşta başlaması
- Varislerin hızla belirginleşmesi
- Tek bacakta belirgin şişlik
- Tek taraflı açıklanamayan ağrı veya ağırlık
- Daha önce DVT geçirilmiş olması
- Vulvar, kalça veya uyluğun arka tarafında atipik varisler
- Doğuştan ciltte damar lekesi bulunması
- Bir bacağın diğerine göre belirgin şekilde daha büyük olması
- Ciltte renk değişikliği veya iyileşmeyen yara gelişmesi
- Varislerle birlikte tekrarlayan yüzeyel damar iltihabı veya pıhtılaşma bulguları
Bu bulguların bulunması mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Ancak altta yatan venöz problemin daha ayrıntılı araştırılmasını gerektirebilir.
Genç Yaşta Varis Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?
Genç yaşta varis şikâyetiyle başvuran hastada değerlendirme öncelikle ayrıntılı öykü ve fizik muayene ile başlar.
Ailede varis veya pıhtı öyküsü, varislerin ne zaman başladığı, tek veya iki bacakta bulunup bulunmadığı, geçirilmiş DVT, gebelik, hormonal ilaç kullanımı, uzun süre ayakta kalma ve eşlik eden ağrı veya şişlik gibi bilgiler değerlendirilir.
Ardından gerekli görülen hastalarda renkli Doppler ultrason ile yüzeyel ve derin venöz sistem incelenir.
Eğer klinik bulgular iliak veya pelvik venöz sistemde bir probleme işaret ediyorsa, hastanın durumuna göre BT venografi, MR venografi veya daha ileri girişimsel görüntüleme yöntemleri değerlendirilebilir.
Amaç her genç hastada nadir hastalıklar aramak değil, hastanın klinik bulgularına göre doğru damar sistemini değerlendirmektir.
Sonuç: Genç Yaşta Varis Neden Olur?
Genç yaşta varis oluşmasının birçok nedeni olabilir. Ailevi yatkınlık, venöz reflü, fazla kilo, uzun süre ayakta kalma ve hareketsizlik daha sık karşılaşılan faktörler arasındadır.
Bunun yanında çocukluk çağından beri bulunan atipik varisler, doğuştan damar malformasyonları; tek taraflı belirgin şişlik ve bazı özel klinik bulgular ise iliak veya pelvik venöz hastalıklar açısından değerlendirme gerektirebilir. Daha önce geçirilmiş DVT ise post-trombotik venöz hastalığa bağlı kalıcı değişikliklere yol açabilir.
Bu nedenle genç yaşta varis görüldüğünde yaklaşım, her hastayı nadir bir hastalık açısından ileri tetkiklere yönlendirmek değil; hastanın öyküsü, muayenesi ve gerektiğinde renkli Doppler ultrason bulgularına göre kişiselleştirilmelidir.
Nedene yönelik değerlendirme için detaylı renkli Doppler ultrason incelemesi, uygun hastalarda tanı ve tedavi planlamasının önemli bir parçasıdır.

Op. Dr. İlker Zan, damar hastalıkları ve fleboloji (varis ve toplardamar hastalıkları) alanında uzun yıllardır uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahıdır. 1995–2001 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlamıştır. 2011 yılından itibaren kapalı yöntem varis tedavileri uygulayarak, Türkiye’de bu alandaki öncü isimlerden biri olmuştur.
2019 yılında Alanya’da kurduğu Dr. Zan Varis Kliniği ile modern fleboloji uygulamalarını bölgeye kazandıran Dr. Zan, 2025 itibarıyla hizmetlerini Antalya’daki yeni kliniğinde sürdürmektedir. Kliniğinde her hastaya özel tanı ve tedavi planları sunmakta, endovenöz lazer (EVLT), radyofrekans (RF) ablasyon, köpük tedavisi, skleroterapi, CLACS ve ekoskleroterapi gibi minimal invaziv yöntemlerle ağrısız, izsiz ve kısa sürede iyileşme sağlayan çözümler sunmaktadır.
Dr. Zan, varisi yalnızca estetik bir problem olarak değil, ciddi bir damar sağlığı sorunu olarak ele almaktadır. Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşımıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği ve Avrupa Damar Cerrahisi Derneği (ESVS) üyesi olarak uluslararası standartlarda tedavi hizmeti sunmaktadır.

