Varis başlangıcını önlemenin en temel yolu, bacak kas pompasını aktif tutarak kirli kanın alt ekstremitede göllenmesini engellemektir. Damar sağlığını korumak için uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan veya bacakları sarkıtarak oturmaktan kaçınmalı, düzenli yürüyüş ve yüzme gibi baldır kaslarını çalıştıran aktiviteler yapılmalıdır. İdeal kiloyu korumak damar içi basıncı düşürürken, gün sonunda bacakları kalp seviyesinden yukarıda tutarak dinlendirmek ve soğuk su uygulaması yapmak dolaşımı rahatlatır. Genetik yatkınlığı olan bireylerde ise düşük basınçlı koruyucu varis çorabı kullanımı, damar genişlemesini durdurmak ve ilerleyici venöz yetmezlik riskini minimize etmek için uygulanan en etkili klinik yöntemdir.
Bacaklarımızdaki Kan Dolaşımı Sistemi Nasıl Çalışır ve Varis Oluşumu Neden Gerçekleşir?
Varisi ve korunma yöntemlerini anlamak için öncelikle bacaklarımızdaki o muazzam mühendisliği, yani dolaşım sistemini anlamamız gerekir. Vücudumuzdaki atardamarlar, kalpten aldıkları temiz ve oksijenli kanı tüm dokulara taşır. Toplardamarların (venlerin) görevi ise dokularda kullanılan, oksijeni azalmış ve kirlenmiş kanı yer çekimine karşı koyarak tekrar temizlenmesi için kalbe geri taşımaktır. Bu fizik kurallarına meydan okuyan zorlu bir yolculuktur.
Bacak toplardamarlarımızın içinde, kanın aşağıdan yukarıya doğru akmasına izin veren ancak yer çekimi etkisiyle geriye, yani ayaklara doğru kaçmasını engelleyen tek yönlü kapakçıklar (valfler) bulunur. Sağlıklı bir bireyde, baldır kasları her hareket ettiğinde damarları sıkarak kanı yukarı pompalar ve bu kapakçıklar kan geçtikten hemen sonra kapanarak geri kaçışı önler. Ancak varis hastalığında, bu hassas kapakçıklar deforme olur ve kapanamaz hale gelir.
Kapakçıklar bozulduğunda, yukarı gitmesi gereken kanın bir kısmı yer çekimiyle aşağıya sızar. Tıpta buna “reflü” veya “venöz yetmezlik” diyoruz. Geriye kaçan kan, bacakların alt kısımlarında göllenmeye başlar ve damar içindeki basıncı (venöz tansiyonu) artırır. Bu yüksek basınca dayanamayan damar duvarları zamanla gevşer, genişler ve kıvrılarak cilt yüzeyinde o bildiğimiz solucan vari, kabarık varisli damarları oluşturur. Yani gördüğünüz varis, aslında buzdağının görünen kısmıdır; asıl sorun derinlerdeki basınç artışıdır.
Genetik Mirasımız ve Diğer Varis Riski Faktörleri Nelerdir?
Varis oluşumunda ne yazık ki en güçlü faktör, müdahale edemediğimiz genetik yapımızdır. Eğer anne veya babanızda varis öyküsü varsa, damar duvarı yapınızın ve kapakçıklarınızın genetik olarak zayıf olma ihtimali yüksektir. Bilimsel veriler, ailesinde varis olan bireylerin bu hastalığa yakalanma riskinin, olmayanlara göre katbekat fazla olduğunu göstermektedir. Bu “kader” diyip geçilecek bir durum değil aksine genetik risk taşıyan kişilerin çok daha erken yaşlarda önlem alması gerektiğinin bir işaretidir.
Varis oluşumunu tetikleyen başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Genetik yatkınlık
- İleri yaş
- Kadın cinsiyeti
- Gebelik süreci
- Menopoz dönemi
- Doğum kontrol hapları
- Obezite
- Hareketsiz yaşam
- Ayakta çalışılan meslekler
- Sigara kullanımı
Bu faktörleri değiştiremeyiz, ancak bu risklerin farkında olarak yaşam tarzımızı şekillendirebiliriz. Özellikle hormonal değişimler kadınlarda riski artırır. Östrojen ve progesteron hormonları damar duvarlarını gevşetici etkiye sahiptir, bu da kadınların erkeklere oranla varise daha yatkın olmasına neden olur.
Varis Belirtileri Nelerdir ve Vücudumuz Bize Hangi Sinyalleri Verir?
Varis, bir gecede ortaya çıkan bir durum değildir; vücut size uzun süre boyunca çeşitli sinyaller gönderir. Hastalarımızın çoğu, sabahları kalktıklarında bacaklarının gayet rahat ve ince olduğunu, ancak gün ilerledikçe şikayetlerin başladığını ifade eder. Bunun sebebi, gün boyu ayakta kalmanın veya oturmanın etkisiyle yer çekiminin kanı aşağıda biriktirmesidir.
En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Bacak ağrısı
- Ağırlık hissi
- Çabuk yorulma
- Ayak bileği şişliği
- Gece krampları
- Kaşıntı
- Huzursuz bacak hissi
- Ciltte renk değişimi
- Kılcal damar görünümleri
- Cilt sertleşmesi
Hastalarımız ödemi genellikle “Sabah giydiğim ayakkabı akşam ayağımı sıkıyor” veya “Çorap lastiği bileğimde derin iz yapıyor” cümleleriyle tarif ederler. Gece yatağa girdiğinizde bacaklarınızda hissettiğiniz huzursuzluk, nereye koyacağınızı bilememe hali ve giren kramplar da dolaşım bozukluğunun habercisi olabilir.
Varis Başlangıcını Önlemek İçin Beslenme ve Yaşam Tarzı Nasıl Olmalıdır?
Genetik yatkınlığımız silahı dolduruyorsa, yaşam tarzımız tetiği çeken unsurdur. Varis oluşumunu hızlandıran en önemli dış faktör hareketsizliktir. İnsan fizyolojisi hareket etmek üzerine kuruludur. Uzun süre hareketsiz ayakta durmak veya uzun süre masa başında bacakları sarkıtarak oturmak, bacak kas pompasının çalışmasını engeller. Kaslar çalışmadığında kan yukarı pompalanamaz ve göllenme başlar.
Varisten korunmak için dikkat edilmesi gereken yaşam tarzı değişiklikleri şunlardır:
- Düzenli yürüyüş
- Yüzme
- Bisiklet sürme
- Lifli beslenme
- Bol su tüketimi
- Kilo kontrolü
- Soğuk duş uygulaması
- Bacakları yukarı kaldırma
- Sigarayı bırakma
- Alkol kısıtlaması
Beslenme bu işin temel taşlarından biridir. Aşırı kilolardan kurtulmak, damarların üzerindeki yükü hafifletmek anlamına gelir. Ayrıca kronik kabızlık, karın içi basıncı artırarak bacak toplardamarlarını olumsuz etkiler. Bu nedenle lifli gıdalarla beslenmek, bol su içmek ve sindirim sistemini düzenli tutmak dolaylı ama etkili bir koruma yöntemidir.
Evde Uygulanabilecek Varis Önleme Yöntemleri Nelerdir?
Günlük rutininize ekleyeceğiniz küçük alışkanlıklar, bacak sağlığınızda büyük farklar yaratabilir. Bunların en basiti ve en etkilisi “elevasyon” dediğimiz bacakları yukarı kaldırma yöntemidir. Akşam eve geldiğinizde veya gün içinde fırsat buldukça bacaklarınızı kalp seviyesinden 10-15 cm yukarıda tutacak şekilde uzatmak, yer çekiminin etkisini tersine çevirir. Bu pozisyon, biriken kanın boşalmasını sağlar, şişliği azaltır ve damarları dinlendirir.
Sıcak, damarları genişleten bir etkiye sahiptir; soğuk ise damarları büzer. Bu nedenle varis hastalarının hamam, sauna, kaplıca gibi çok sıcak ortamlardan, uzun süre güneşlenmekten ve sıcak ağda uygulamalarından kaçınması gerekir. Bunun yerine, duşun sonunda bacaklarınıza ayak bileklerinden başlayıp yukarıya doğru soğuk su tutmak, damarların büzülmesini sağlayarak kan akışını hızlandırır ve ferahlık hissi verir. Masaj yaparken de yönün daima aşağıdan yukarıya, kalbe doğru olması ve cilt yüzeyinde ısıya neden olacak aşırı sürtmelerden uzak durularak yapılmadı gerektiği unutulmamalıdır.
Varis Çorabı Kullanımı Neden Önemlidir?
Pek çok hasta varis çorabı giymekten çekinir veya zorlanır, ancak bu medikal ürünler varis yönetiminin temel taşlarından biridir. Varis çorapları, sıradan sıkı çoraplar değildir; ayak bileğinde en yüksek basıncı uygulayıp yukarıya doğru basıncı kademeli olarak azaltan özel bir teknolojiyle üretilirler. Bu kademeli basınç, genişlemiş damarları dışarıdan sıkıştırarak kapakçıkların birbirine yaklaşmasına yardımcı olur ve kas pompasının etkinliğini artırır.
Özellikle genetik yatkınlığı olan veya mesleği gereği uzun süre ayakta kalan kişiler için koruyucu sınıf çoraplar kullanmak, varis oluşumunu geciktirmede ve bacak yorgunluğunu önlemede son derece etkilidir. Mevcut varisleri olan hastalarda ise çoraplar hastalığın ilerlemesini yavaşlatır, ödemi engeller ve pıhtı oluşumu riskini azaltır. Çorap seçimi rastgele yapılmamalı, mutlaka bir uzman tavsiyesiyle ve bacak ölçüleri alınarak kişiye uygun basınç ve boyutta ürün temin edilmelidir.
Modern Tıpta Ameliyatsız Varis Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Buraya kadar anlattığımız önlemler “konservatif”, yani koruyucu tedavilerdir. Bu yöntemlerin temel amacı semptomları hafifletmek ve hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmaktır. Ancak çok kritik bir gerçeğin altını çizmek gerekir: Hiçbir krem, hiçbir bitkisel kür veya egzersiz, yapısı bozulmuş ve kaçak yapan bir damar kapağını onaramaz.
Eğer bacaklarınızda gözle görülür, parmak kalınlığında kıvrımlı varisler oluşmuşsa veya inatçı şişlikleriniz varsa, bu durum ana toplardamarda ciddi bir kaçak olduğunun işaretidir. Bu aşamada sadece yaşam tarzı değişiklikleriyle yetinmek, sorunu ertelemektir. Ana damardaki kaçak devam ettiği sürece, o damar derin venlere sürekli fazladan yük bindirecek ve hastalık ilerleyecektir.
Günümüzde uygulanan modern, ameliyatsız tedavi yöntemleri şunlardır:
- Endovenöz Lazer Ablasyon
- Radyofrekans Ablasyon
- Biyolojik Yapıştırıcı
- Köpük Skleroterapi
Teknolojinin gelişimiyle birlikte varis tedavisi, eski usul, ağrılı ve dikişli ameliyatlardan tamamen uzaklaşmıştır. Günümüzde Kalp ve Damar Cerrahisi veya Fleboloji uzmanları olarak bizler, sorunun kaynağına yönelik minimal invaziv yöntemler uygulamaktayız. Bu tedavilerin temel mantığı, kaçak yapan ve artık vücuda faydadan çok zarar veren hastalıklı damarı, vücut dışına çıkarmadan olduğu yerde kapatarak devre dışı bırakmaktır.
Bu işlemlerde, ultrason rehberliğinde iğne deliği kadar küçük bir giriş noktasından hastalıklı damarın içine incecik bir kateter ile girilir. Lazer veya radyo dalgaları kullanılarak üretilen ısı enerjisi ile damarın iç duvarı yakılır ve damar boylu boyunca kapatılır. İşlem lokal anestezi altında yapılır, kesi veya dikiş yoktur. Hasta işlem sırasında ağrı hissetmez. Tedavi edilen damar vücut tarafından zamanla tamamen emilerek yok edilir.

Op. Dr. İlker Zan, damar hastalıkları ve fleboloji (varis ve toplardamar hastalıkları) alanında uzun yıllardır uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahıdır. 1995–2001 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlamıştır. 2011 yılından itibaren kapalı yöntem varis tedavileri uygulayarak, Türkiye’de bu alandaki öncü isimlerden biri olmuştur.
2019 yılında Alanya’da kurduğu Dr. Zan Varis Kliniği ile modern fleboloji uygulamalarını bölgeye kazandıran Dr. Zan, 2025 itibarıyla hizmetlerini Antalya’daki yeni kliniğinde sürdürmektedir. Kliniğinde her hastaya özel tanı ve tedavi planları sunmakta, endovenöz lazer (EVLT), radyofrekans (RF) ablasyon, köpük tedavisi, skleroterapi, CLACS ve ekoskleroterapi gibi minimal invaziv yöntemlerle ağrısız, izsiz ve kısa sürede iyileşme sağlayan çözümler sunmaktadır.
Dr. Zan, varisi yalnızca estetik bir problem olarak değil, ciddi bir damar sağlığı sorunu olarak ele almaktadır. Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşımıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği ve Avrupa Damar Cerrahisi Derneği (ESVS) üyesi olarak uluslararası standartlarda tedavi hizmeti sunmaktadır.

