Lazer ile Kılcal Damar Tedavisi


Lazer ile kılcal damar tedavisi, yüz ve bacak bölgesinde görülen ince damar genişlemelerinin (telenjiektazi) yok edilmesinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Lazer enerjisi, damar içindeki hemoglobini hedef alarak ısı üretir ve damar duvarını kontrollü biçimde tahrip eder. Bu sayede damar kapanır ve cilt görünümü düzelir.
Kılcal damar problemlerinde lazer tedavisi, özellikle yüzeyel ve küçük çaplı damarlar için uygundur. Dalga boyu ve enerji düzeyi cilt tipi ile damar derinliğine göre ayarlanır. İşlem sırasında çevre dokular korunur, bu da yan etki riskini azaltır. Tedavi genellikle anestezi gerektirmeden kısa sürede tamamlanır.
Lazerle damar tedavisinin avantajları arasında ağrısız veya minimal ağrı ile uygulama, iz bırakmama oranının yüksek oluşu ve hızlı sosyal dönüş yer alır. Seans sayısı damar yoğunluğuna bağlı olarak değişir, genellikle birkaç uygulama sonrası belirgin iyileşme sağlanır. İşlem sonrası hafif kızarıklık veya ödem kısa sürede geriler.
Tedavi sonrası dönemde güneşten korunmak, cildi nemli tutmak ve yüksek ısıdan kaçınmak önerilir. Uygun lazer cihazı seçimi ve uzman kontrolü altında yapılan işlemler, kalıcı sonuç ve estetik görünüm açısından yüksek başarı sağlar. Düzenli takipler, yeni damar oluşumunun önlenmesinde önemlidir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tedavi Adı | Lazer ile Kılcal Damar Tedavisi |
| Uygulama Alanı | Yüzeyel kılcal damarlar (özellikle yüz, bacak ve burun çevresi) |
| Uygulama Şekli | Lazer ışığı damar hedeflenerek uygulanır; ısı enerjisiyle damar duvarı tahrip edilir |
| Kullanılan Teknoloji | Nd:YAG lazer, Diod lazer gibi damar hedefli lazer sistemleri |
| Etki Mekanizması | Lazer ışığı hemoglobine etki ederek damarın büzüşüp yok olmasını sağlar |
| Uygulama Süresi | 10–30 dakika arasında değişir (damar yoğunluğuna bağlı) |
| Seans Sayısı | Genellikle 1–4 seans yeterlidir; bazı durumlarda daha fazla gerekebilir |
| Anestezi Gerekliliği | Genellikle gerekmez; soğutma sistemleri ile konfor sağlanır |
| Hastanede Kalış | Gerekli değildir; ayaktan uygulanır |
| İyileşme Süreci | Kısa sürelidir; kişi genellikle aynı gün normal yaşantısına dönebilir |
| Tedavi Sonrası Bakım | Güneşten korunma çok önemlidir; en az 1 hafta süreyle direkt güneş ışığından kaçınılmalıdır |
| Yan Etkiler | Hafif kızarıklık, ödem, kabuklanma; nadiren ciltte renk değişikliği |
| Avantajları | İğnesiz, hızlı, etkili ve kozmetik sonuçları başarılı bir tedavidir |
| Kimlere Uygulanabilir | Kılcal damar genişlemesi olan bireyler; estetik rahatsızlık yaşayan kişiler |
| Kimlere Uygulanmaz | Bronzlaşmış ciltler, aktif enfeksiyon olan bölgeler, bazı cilt hastalıkları olan kişiler |
| Başarı Oranı | Yüksek; uygun vakalarda başarılı sonuçlar elde edilir |
| Kalıcılık | Tedavi edilen damarlar kalıcı olarak kaybolur; ancak yeni damar oluşumu engellenemez |
| Diğer Tedavilerle Kombinasyonu | Skleroterapi gibi yöntemlerle kombine edilebilir |
| Takip Gerekliliği | Kontrollerle tedavi etkinliği değerlendirilmelidir |

Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanlığı eğitimi sonrasında özellikle fleboloji ve damar cerrahisi alanında kendini geliştiren Op. Dr. İlker Zan, ameliyatsız varis tedavilerini yıllardır uygulamaktadır. Birçok devlet kurumu ve özel hastanede tedavilerini gerçekleştirdikten sonra, nihayet 2019 yılında Alanya’da kendi muayenehanesini kurarak tedavilerine burada devam etti. 2025 yılında ise Antalya’da kurucusu olduğu Dr. ZAN Vein Clinic bünyesinde hizmet vermeye devam ediyor.
Hakkımda İletişime GeçLazer ile kılcal damar tedavisi, yüz ve bacak gibi bölgelerdeki ince, yüzeysel damarların yok edilmesinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Lazer ışığı, damar içindeki hemoglobin tarafından emilir ve bu enerji damarın ısıtılarak tahrip edilmesini sağlar. Böylece damar zamanla yok olur ve cilt daha pürüzsüz bir görünüm kazanır. İşlem genellikle anestezi gerektirmez ve kısa sürede uygulanabilir.
Kılcal damar sorunu, tahmin ettiğinizden çok daha yaygındır. Yetişkin nüfusun büyük bir kısmında, özellikle bacaklarda ve yüzde farklı derecelerde görülür. Bu damarların yüzeye çıkmasının temelinde yatan kesin mekanizma netleşmese de en çok üzerinde durulan iki ana faktör vardır:
Damar İçi Basınç Artışı (Venöz Hipertansiyon): Bacaklarımızdaki kanı kalbe geri taşıyan toplardamarların içindeki kapakçıklar zamanla yıpranır veya görevini tam yapamaz hale gelir. Bu durumda kan geriye doğru kaçar (reflü) ve damar içinde basınç yükselir. Bu yüksek basınç, cildin yüzeyine yakın olan küçük damarları şişirip genişleterek onları görünür hale getirir.
Damar Duvarının Yapısal Zayıflığı: Bazı kişilerde genetik yatkınlık, damar duvarının doğuştan zayıf olmasına neden olabilir. Ayrıca hormonal değişiklikler (hamilelik, menopoz, hormon tedavisi) ve güneşe aşırı maruziyet gibi faktörler de damar duvarının esnekliğini ve direncini azaltabilir.
Bu durumu tetikleyen yaygın risk faktörleri şunlardır:
Bu uzmanlık alanımızda en çok vurguladığımız, hayatî öneme sahip bir noktadır. Bacaklarınızdaki kılcal damarlar, sadece kozmetik bir kusur olmayabilir; aslında altta yatan, gözle göremediğiniz daha büyük bir damar yetmezliğinin (Kronik Venöz Yetmezlik – KVY) ilk ve en masum görünen belirtisi olabilir.
Tedaviye başlamadan önce bu sorunun kaynağını bulmak zorundayız. Aksi takdirde, siz sadece yüzeydeki damarları yok edersiniz, ancak alttaki yüksek basınç kaynağı devam ettiği için, o kılcal damarlar kısa sürede geri gelir (nüks eder). Bu tedavide hayal kırıklığının en büyük nedenidir.
Bu nedenle her alt ekstremite (bacak) damar tedavisinden önce Venöz Duplex Ultrason (VDU) yapılması kesinlikle zorunludur. Bu ultrason ile şunları kontrol ederiz:
Unutmayın bizim için öncelik sadece kılcal damarı yok etmek değil o kılcal damarı oluşturan hemodinamik sorunu bulup ortadan kaldırmaktır.
Lazer tedavisinin sihirli bir yanı yok, tamamen fiziğe dayanır. Bu bilimin adı Selektif Fototermoliz Teorisidir.
Basitçe anlatmak gerekirse, seçilen bir lazer ışınının enerjisi, damarın içindeki belirli bir rengi (kromoforu) hedef alır, onu yakındaki dokuya zarar vermeden seçici olarak ısıtır ve kapatır.
Lazer Tedavisinin Üç Ana Bileşeni:
Lazerin hedefine aldığı madde, damarın içinde dolaşan kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobindir. Lazer ışığı, bu hemoglobin tarafından emilir. Emilen ışık enerjisi, anında ısıya dönüşür ve bu ısı, damarın duvarını yakarak damarı büzüştürür ve kalıcı olarak kapatır.
Bu hedefin iki farklı formu vardır:
Oksihemoglobin: Oksijen taşıyan kırmızı kanda bulunur (yüzdeki kılcal damarlar gibi).
Deoksihemoglobin: Oksijeni bırakmış morda/mavide kan damarlarında bulunur (bacaklardaki venler gibi).
Lazerin dalga boyu, cilde ne kadar derine ineceğini ve hangi hemoglobin türü tarafından daha çok emileceğini belirler.
Kısa Dalga Boyları (Örn. 532 nm): Cilde çok yüzeysel iner ve Oksihemoglobin tarafından güçlü emilir. Yüzdeki ince, kırmızı damarlar için uygundur.
Uzun Dalga Boyları (Örn. 1064 nm Nd:YAG): Milimetrelerce derine inebilir ve Deoksihemoglobin tarafından da etkili bir şekilde emilir. Bacaklardaki daha derin, mavimsi damarlar için zorunludur.
Lazer ışınının damara ne kadar süreyle verildiğidir. Buradaki püf nokta, damarın içine verdiğimiz ısının, çevre dokuya yayılmadan damarı kapatacak kadar hızlı olmasıdır. Bu süreye Termal Relaksasyon Süresi (TRT) deriz. Damarın çapı ne kadar büyükse, onu kalıcı olarak kapatmak için o kadar uzun atım süresi gerekir. Bu nedenle kılcal damar tedavisinde milisaniye (ms) düzeyinde uzun atım süreleri kullanılır.
Kullanacağımız lazer türü, damarın yerleşim yerine, rengine, derinliğine ve en önemlisi hastanın cilt rengine göre seçilir. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi protokolü demektir.
Yüzdeki Kılcal Damarlar İçin (Kırmızı ve Yüzeysel):
KTP (Potasyum-Titanil-Fosfat) Lazer (532 nm):
Oksihemoglobin tarafından güçlü emilir.
Yüzeyel lezyonlarda çok etkilidir.
Genellikle açık tenli hastalarda (Fitzpatrick Tip I-III) kullanılır.
Koyu tenlilerde melanin tarafından emildiği için yanık riski yüksektir.
Pulsed Dye Lazer (PDL) (585-595 nm):
Özellikle Porto Şarabı Lekeleri (doğumsal damar lekeleri) için altın standarttır.
Yüz telanjiektazileri ve rozasea tedavisinde de kullanılır.
Bacaklardaki Kılcal Damarlar İçin (Mavi ve Daha Derin):
Uzun Atımlı Nd:YAG Lazer (1064 nm):
Cilde derin penetrasyon sağlar.
Daha kalın ve daha derin retiküler venler için vazgeçilmezdir.
Melanin tarafından çok az emilir, bu nedenle koyu tenli hastalarda (Fitzpatrick Tip IV-VI) en güvenli ve etkili lazer seçeneğidir.
Diğer Çok Yönlü Sistemler:
Yoğun Atımlı Işık (IPL):
Tek bir lazer ışını değil geniş bir ışık spektrumudur.
Aynı anda hem damar (kızarıklık) hem de leke (pigmentasyon) tedavisi yapma yeteneğine sahiptir.
Yüzdeki lezyonlarda etkilidir ancak koyu tenli hastalarda leke riski nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır.
Bu en çok sorulan sorulardan biridir ve cevabı basittir: İkisi de! En iyi sonuç genellikle bu iki yöntemin birbirini tamamlayarak kullanılmasıyla elde edilir. Tedavi seçimi, damarın çapına göre belirlenir ve bu bir algoritmaya dayanır:
Damar Çapına Göre Tedavi Seçimi:
Skleroterapi (köpük veya sıvı enjeksiyonu) daha üstündür ve daha verimlidir. Damar çapı büyüdükçe, sklerozan madde damarı lazerden daha iyi kapatır.
Lazerin Avantajlı Olduğu Özel Durumlar:
Optimal Kombinasyon Yaklaşımı:
Damar sağlığı uzmanları olarak bizim tercihimiz, genellikle bir algoritma izlemektir: Önce altta yatan ana damar sorununu (varsa) çözeriz. Ardından, daha büyük ve mavi besleyici retiküler damarları skleroterapi ile kapatırız. Son aşamada ise, kalan en ince ve kırmızı telanjiektazi ağlarını transdermal lazer ile temizleriz. Bu en yüksek başarı oranını ve kalıcı çözümü sağlar.
Güvenli ve başarılı bir lazer tedavisi, iyi bir hazırlık gerektirir. Tedaviye gelmeden önce dikkat etmeniz gereken en önemli noktalar şunlardır:
Lazer uygulamasının başarısı büyük ölçüde cihazın kalitesine ve operatörün (uzmanın) deneyimine bağlıdır. Teknikte iki temel prensip vardır:
Lazer atımı sırasında cildin yüzeyinin yanmaması için soğutma şarttır. Bu acı hissini azaltır ve epidermal hasarı önler. Soğutma yöntemleri şunlardır:
Dinamik Soğutma Cihazları (DCD): Lazer atımından hemen önce cilde kriyojen sprey püskürtülür.
Temaslı Soğutma: Lazer başlığının cilde temas eden safir penceresinin soğuk tutulması.
Soğuk Jel Uygulaması.
Uzman, damarın çapına, derinliğine ve hastanın cilt tipine uygun enerji (fluens) ve atım süresini (ms) belirler. Uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken kritik noktalar şunlardır:
Atımları Üst Üste Bindirmemek (Stacking’den Kaçınmak): Bu aşırı ısı birikimine ve cilt yanığına neden olur. Güvenli bir tedavi için atımlar arasında yaklaşık 1 mm boşluk bırakılmalıdır.
Terapötik Sonlanım Noktası: Amaç damarın hemen beyazlaması, aniden kaybolması veya çökmesi olarak gözlemlenen fotokoagülasyon yanıtını almaktır. Eskiden hedef morarma (purpura) iken, modern lazerlerle hedef, morarma olmadan damarın hemen kapanmasıdır.
Lazer tedavisinden sonraki ilk birkaç hafta iyileşme ve bakım süreci, sonucun kalitesini belirler.
İlk Görünüm: Tedaviden hemen sonra damarlar genellikle koyu kırmızı veya mor renkte görünebilir, şişebilir ve ciltte hafif kızarıklık (eritem) oluşabilir. Tedavi edilen damarların hemen kaybolmayacağını, solmasının 2 ila 6 hafta hatta bazen birkaç ay sürebileceğini bilmeniz önemlidir.
Ağrı: Genellikle hafif düzeydedir ve reçetesiz satılan ağrı kesicilerle (çoğunlukla asetaminofen önerilir) kontrol altına alınır.
Zorunlu Prosedür Sonrası Bakım Talimatları:
İşlemden hemen sonra 30-60 dakika yürüyüş yapmanız zorunludur.
Günde en az 30 dakikalık yürüyüşlere devam edin.
Bu derin venlerde pıhtı oluşumunu önlemek ve dolaşımı teşvik etmek için hayati öneme sahiptir.
1-3 hafta boyunca sıcak banyolardan, saunadan, hamamdan ve havuzdan kaçının.
Sıcaklık damarlarda genişlemeye (vazodilatasyon) neden olur ve iyileşme sürecini olumsuz etkiler.
1-2 hafta boyunca ağır kaldırma, koşma gibi yoğun egzersizlerden uzak durun.
Tedavi edilen bölgeyi güneşten korumaya en az 4 hafta devam edin ve yüksek faktörlü güneş kremi kullanın.
Lazer tedavisi yüksek bir güvenlik profiline sahiptir, ancak her tıbbi işlemde olduğu gibi bazı yan etkiler ve komplikasyonlar görülebilir. Komplikasyonların çoğu geçicidir ve genellikle operatör hatasından (yanlış parametre) kaynaklanır.
Yaygın ve Geçici Yan Etkiler:
Önemli Komplikasyonlar:
Hiperpigmentasyon (Koyulaşma): Lazer veya skleroterapi sonrası en sık görülen yan etkidir. Kapalı damardaki kanın kalıntısı (hemosiderin) cildin altında birikir ve kahverengi/sarı lekelenmeye neden olur. Genellikle zamanla kendiliğinden veya leke tedavileriyle düzelir.
Hipopigmentasyon (Beyazlama): Ciltte renk kaybı ve beyaz lekeler oluşmasıdır. Daha nadir görülür.
Aşırı epidermal ısınma, kabarcıklar (bül), kabuklanma ve kalıcı izler (skar) bırakabilir. Bu neredeyse tamamen yanlış lazer ayarı veya atımların üst üste bindirilmesi gibi iyatrojenik (hekim kaynaklı) bir sorundur.
Tedavi edilen bölgenin hemen çevresinde, çok ince, yeni ve kırmızı damar kümelerinin oluşmasıdır. Genellikle kendiliğinden düzelir, ancak bazen ek tedavi gerektirir.
Tedavi edilen yüzeyel damarlarda küçük, sert pıhtılar oluşması.
Eğer kılcal damar tedaviniz, altta yatan ana venöz yetmezliği (KVY) Endovenöz Lazer Ablasyonu (EVLA) gibi kökten bir yöntemle tedavi eden bir uzman tarafından yapıldıysa, uzun vadeli sonuçlar mükemmeldir.
Ana Damar Kapanma Oranları (EVLA): Aksiyel damarlarda (ana toplardamar) EVLA ile elde edilen başarı (damarın kapanma) oranı 12 aylık takipte %98 gibi çok yüksektir. Bu altta yatan sorunun kalıcı olarak çözüldüğü anlamına gelir.
Nüks Riski: Tedavi edilen damarın kendisinin yeniden açılması (rekanalizasyon) nadirdir. Ancak venöz hastalık genetik ve ilerleyici bir durum olduğu için, yıllar içinde vücudun başka bir yerinde veya yeni yollarla yeni damar yetmezlikleri oluşabilir. 5 yıllık takip verilerinde dahi kabul edilebilir nüks oranları bildirilmektedir.
Unutulmaması gereken, kılcal damar tedavisinin bir kerelik bir çözümden çok, aralıklı kontrol seansları ve sağlıklı yaşam tarzı gerektiren kronik bir durumun yönetimi olduğudur. Yıllık takipler ve gerekli önlemler uzun süreli başarının anahtarıdır.
Eğer bacaklarınızdaki kılcal damarlar sizi sadece estetik açıdan rahatsız etmekle kalmıyor, aynı zamanda şu şikayetleriniz de varsa, bir damar sağlığı uzmanına başvurmanız çok önemlidir:
Bu semptomlar, kılcal damarların altta yatan bir Kronik Venöz Yetmezlikten kaynaklandığının güçlü işaretleridir ve bu durumda sadece lazer tedavisi yetersiz kalacaktır.
Ortalama Lazer ile Kılcal Damar Tedavisi fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
Lazer ile Kılcal Damar Tedavisi yaptıranların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
Lazer tedavisi yüz, burun kenarı, bacak ve göğüs bölgesi gibi ince damarların sık görüldüğü alanlarda uygulanabilir. Özellikle estetik kaygı yaratan kırmızı-mor damarların görünümünü azaltmada etkilidir.
Lazer ışığı damar içindeki hemoglobin tarafından emilerek ısıya dönüşür. Bu ısı damar duvarını kontrollü şekilde tahrip eder ve damar zamanla vücut tarafından emilerek yok olur.
İşlem sırasında hafif batma veya yanma hissi olabilir, ancak çoğu hastada tolere edilebilir düzeydedir. Soğutucu sistemler veya anestezik kremlerle konfor artırılır.
Evet, işlem sonrası hafif kızarıklık veya geçici morarma görülebilir. Bu etkiler genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Cilt kısa sürede normal görünümüne döner.
Seans sayısı damarların yoğunluğu ve kalınlığına bağlıdır. Çoğu hasta 1–5 seans arasında belirgin iyileşme görür. Seanslar genellikle 4–6 hafta aralıklarla planlanır.
Aynı damarlar tekrar oluşmaz, ancak benzer bölgelerde yeni damarlar gelişebilir. Güneş koruması, sigara bırakma ve düzenli cilt bakımı yeni damar oluşumunu azaltır.
İşlem sonrası 24 saat boyunca sıcak duş, sauna ve yoğun egzersizden kaçınılmalıdır. Güneş koruyucu kullanmak ve cildi nemli tutmak iyileşmeyi destekler.
Açık yarası olan, bronzlaşmış cilt yapısına sahip veya ışığa duyarlılık yapan ilaç kullanan kişilere lazer tedavisi önerilmez. Hamilelikte de genellikle ertelenir.
Tedavi edilen damarlar tamamen kapandığında kalıcı sonuçlar elde edilir. Ancak hormonal değişiklikler veya genetik yatkınlık nedeniyle zamanla yeni damarlar oluşabilir.
İşlemden 24 saat sonra hafif makyaj yapılabilir. Ancak ciltte tahriş veya kızarıklık varsa, bu sürenin uzatılması ve cildi dinlendirmek daha sağlıklı olur.