Ekoskleroterapi, ultrason eşliğinde yapılan bir varis tedavi yöntemidir. Bu teknikte güçlü sklerozan madde, ultrason görüntülemesi kullanılarak hedef damara doğrudan enjekte edilir. Amaç, damar duvarında kontrollü bir iltihabi reaksiyon oluşturarak damar lümeninin kapanmasını sağlamaktır. Bu sayede varislerin görünümü ve semptomları belirgin şekilde azalır.

Derin veya yüzeyel venöz sistemde reflü tespit edilen hastalarda ekoskleroterapi, özellikle cerrahiye alternatif minimal invaziv bir tedavi seçeneği sunar. İşlem sırasında ultrason rehberliği sayesinde enjeksiyonun doğruluğu artar ve komplikasyon riski en aza iner. Tedavi genellikle ayaktan yapılır ve anestezi gerektirmez.

Ekoskleroterapinin avantajları arasında hızlı iyileşme, düşük maliyet ve kozmetik açıdan tatmin edici sonuçlar bulunur. Sklerozan maddenin köpük formu kullanıldığında damar yüzeyiyle temas süresi artar, bu da etkinliği güçlendirir. İşlem sonrası kompresyon çorabı kullanımı tedavinin başarısını destekler.

Tedavi sonrası dönemde kısa süreli kızarıklık veya hassasiyet görülebilir, ancak bu yan etkiler genellikle geçicidir. Düzenli ultrason kontrolleri ile damar kapanması ve yeni reflü gelişimi izlenir. Ekoskleroterapi, deneyimli bir hekim tarafından doğru hasta seçimiyle uygulandığında yüksek başarı oranı sunar.

Bilmeniz GerekenlerBilgi
Nedir?Ekoskleroterapi, ultrason rehberliğinde yapılan bir varis tedavi yöntemidir. Cilt yüzeyinden görünmeyen veya derin yerleşimli varisli damarların içine, genellikle köpük formundaki sklerozan madde enjekte edilerek damarların kapatılması amaçlanır.
Hangi prensiple çalışır?Köpük haline getirilmiş sklerozan madde, damar içine iğne veya ince bir kateterle ultrason eşliğinde verilir. Bu madde damar iç yüzeyini tahriş eder, damar büzüşür ve zamanla kapanarak kaybolur. Köpük formu, damar içinde daha geniş alana yayılarak etkinliği artırır.
Ne amaçlarla kullanılır?Derin veya cilt yüzeyine yakın olmayan, ultrason ile görüntülenebilen varisli damarların tedavisinde kullanılır. Isı temelli yöntemlerin uygulanamadığı veya yüzeysel skleroterapi ile sonuç alınamayan durumlarda tercih edilir.
Avantajları nelerdir?Ameliyatsızdır, genel anestezi gerekmez. Ayaktan tedavi olarak uygulanabilir. Damar içi haritalama ile hedefe yönelik tedavi yapılır. İşlem süresi kısadır, iyileşme süreci hızlıdır ve komplikasyon riski düşüktür.
Kimler için uygundur?Özellikle yüzeyde görünmeyen ama doppler ultrason ile tespit edilen varisli damarları olan hastalar, tekrarlayan varis sorunu yaşayanlar, cerrahi istemeyen veya uygun olmayan bireyler için uygundur.
Kimler için uygun değildir?Aktif damar içi pıhtı (tromboz) bulunanlar, işlem sırasında kullanılan maddelere alerjisi olanlar, ciddi damar duvar bozuklukları veya ileri düzey dolaşım problemleri olan hastalar için uygun olmayabilir.
Nasıl uygulanır?İşlem öncesi ultrason ile damar görüntülenir. Tedavi edilecek bölgeye lokal anestezi yapılabilir. İnce bir iğneyle köpük sklerozan damar içine verilir. 
Flebolog & Damar Cerrahisi Uzmanı
Op.Dr. İlker Zan
Vein Clinic

Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanlığı eğitimi sonrasında özellikle fleboloji ve damar cerrahisi alanında kendini geliştiren Op. Dr. İlker Zan, ameliyatsız varis tedavilerini yıllardır uygulamaktadır. Birçok devlet kurumu ve özel hastanede tedavilerini gerçekleştirdikten sonra, nihayet 2019 yılında Alanya’da kendi muayenehanesini kurarak tedavilerine burada devam etti. 2025 yılında ise Antalya’da kurucusu olduğu Dr. ZAN Vein Clinic bünyesinde hizmet vermeye devam ediyor.

Hakkımda İletişime Geç

Yazı İçeriği

Ekoskleroterapi Nedir?

Ekoskleroterapi, ultrason eşliğinde uygulanan gelişmiş bir varis tedavi yöntemidir. Skleroterapiye benzer şekilde damar içine sklerozan madde enjekte edilir, ancak bu işlem ultrason yardımıyla damarın net bir şekilde görüntülenmesiyle gerçekleştirilir. Bu sayede cilt yüzeyinin altındaki derin veya gözle görülmeyen damarlar da güvenli ve etkili şekilde tedavi edilebilir. Özellikle büyük veya derin yerleşimli varislerde tercih edilir.

Neden ‘köpük tedavisi’ sıvı ilaçtan daha etkilidir?

Geçmişte skleroterapi, ilacın sadece sıvı formuyla yapılırdı. Ancak bu özellikle büyük ve yüksek basınçlı ana damarlarda (safen venler gibi) pek başarılı olamıyordu. Çünkü sıvı ilaç, damar içindeki kanla hızla karışıp seyreliyor (konsantrasyonu azalıyordu) ve kan tarafından hızla etkisiz hale getiriliyordu.

“Köpük” formu ise bu tedavide adeta bir devrim yarattı. İlacın özel bir yöntemle (Tessari metodu) hava veya özel gazlarla karıştırılmasıyla yoğun bir mikro-köpük elde edilir. Bu köpüğün sıvıya göre muazzam üstünlükleri vardır:

  • Piston Etkisi (Kanı Uzaklaştırma): Köpük, sıvıdan çok daha yoğundur. Damara verildiği anda, kanla karışmak yerine kanı bir piston gibi önünden iter ve damardan uzaklaştırır. Bu çok önemlidir, çünkü ilacı etkisiz hale getirecek olan “kan” ortamdan çekilmiş olur.
  • Maksimum Temas (Artan Yüzey Alanı): 1 ml sıvı ilaç, 4 ml hava ile karıştığında 5 ml’lik yoğun bir köpük oluşturur. Bu köpüğün içindeki milyonlarca mikro-kabarcık, ilacın yüzey alanını binlerce kat artırır. Bu sayede ilaç, damar duvarının her noktasına temas edebilir.
  • Güçlü Etki (Uzun Süreli Temas): Kan ortamdan uzaklaştırıldığı için, kabarcıkların duvarlarındaki yoğun ve seyrelmemiş ilaç, damarın iç yüzeyiyle çok daha uzun süre doğrudan temas eder. Bu da kapatma etkisini maksimuma çıkarır.
  • Damar Spazmı (Büzüşme): Köpüğün kendisi, damar duvarında güçlü bir “spazm” (kasılma) yanıtı tetikler. Damar anında büzüşür, duvarları birbirine yaklaşır. Bu fiziksel büzüşme, kimyasal etkinin başarısını daha da artırır ve damarın kalıcı olarak kapanma olasılığını güçlendirir.

Ultrason (Eko) bu tedavinin neresinde? Ekoskleroterapi neden ultrasonla yapılır?

Tedavinin adındaki “Eko” (ultrason), bu işlemin en kritik parçasıdır. Ultrasonu, bu tedavideki “gözlerimiz” olarak düşünebilirsiniz. Ultrason olmadan, özellikle derindeki ana damarlara köpük tedavisi yapmak, körlemesine iğne yapmakla eşdeğerdir ve son derece riskli olabilir.

Ultrasonun bu tedavideki rolü dört aşamalıdır.

  • Tedavi Öncesi Haritalama: İşleme başlamadan önce, hastanın bacağı ayakta ve yatarken ultrasonla detaylıca incelenir. Hangi damarda kaçak var, bu kaçağın kaynağı neresi, damar çapları ne kadar, damarın seyri nasıl (kıvrıntılı mı, düz mü) gibi soruların yanıtlandığı bir “varis haritası” çıkarılır. Tedavi planı bu haritaya göre yapılır.
  • Gerçek Zamanlı İğne Rehberliği: Tedavi sırasında hedef damar ultrason ekranında bulunur. İğnenin veya kanülün damara girişi, milimetrik olarak ekran üzerinden takip edilir. İğne ucunun damar boşluğunun (lümen) merkezinde olduğu %100 teyit edilir.
  • Köpük Dağılımının ve Dozajın İzlenmesi: Köpüğün kendisi ultrason ekranında “parlak beyaz” (ekojenik) bir yapıda görünür. Damarın içi normalde “siyah” (anekoik) görünürken, köpük verildiği anda bu siyah boşluğun parlak beyaz köpükle doluşu anlık olarak izlenir. Bu bize müthiş bir kontrol sağlar. Köpüğün ne kadar uzağa gittiğini, hangi yan dallara girdiğini ve en önemlisi, derin ven sistemine (ana toplardamar ağına) ulaşıp ulaşmadığını görürüz. Köpük, hedeflenen son noktaya ulaştığı anda enjeksiyon durdurulur. Bu “etkiye göre doz” ayarlamasıdır ve tedavinin güvenliğini sağlayan ana unsurdur.
  • İşlem Sonu Kontrol: Enjeksiyon bittikten hemen sonra, köpüğün damar içindeki nihai dağılımı ve damarın köpüğe yanıt olarak spazma girip (büzüşüp) girmediği kontrol edilir. Takip eden haftalardaki kontrollerde de yine ultrasonla, tedavi edilen damarın tamamen kapanıp kapanmadığı, içinde pıhtı olup olmadığı veya yeniden açılma (rekanalizasyon) olup olmadığı değerlendirilir.
Ameliyatsız Varis Tedavileri ile İlgili Randevu Almak İçin
Ameliyatsız Varis Tedavileri ile İlgili Randevu Almak İçin
Butona tıklayarak WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Butona tıklayarak WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hangi durumlarda Ekoskleroterapi (köpük tedavisi) tercih edilir?

Modern varis tedavisinde artık “herkese uyan tek bir doğru” yoktur. Lazer (EVLA) ve Radyofrekans (RFA) gibi termal (ısıl) yöntemler özellikle “ana damar” (büyük ve küçük safen ven) yetmezliklerinde harika sonuçlar veren, uzun dönem başarısı çok yüksek tedavilerdir. 2022 Avrupa Vasküler Cerrahi Derneği (ESVS) kılavuzları da ana damar tedavisinde ilk tercih olarak bu termal yöntemleri önermektedir.

Ancak Ekoskleroterapi bu denklemin dışında kalmış değildir. Tam tersine, lazer veya radyofrekansın yetersiz kaldığı, uygun olmadığı veya tek başına yeterli gelmediği pek çok durumda “birincil” tedavi seçeneği veya tamamlayıcı “problem çözücü” olarak öne çıkmıştır.

Ekoskleroterapinin ilk tercih olduğu durumlar şunlardır:

  • Varisli Yan Dallar (Tributerler): Ana damara lazer/RF uygulandıktan sonra geride kalan, gözle görülen yeşil renkli, kıvrıntılı büyük varislerin tedavisinde altın standarttır. 2023 SVS/AVF (ABD) kılavuzları bu damarlar için Ekoskleroterapiyi (veya küçük kesilerle çıkarmayı) “Grade 1B” (Güçlü) düzeyinde önermektedir.
  • Tekrarlayan (Nüks) Varisler (REVAS): Daha önce varis ameliyatı (stripping) olmuş ancak varisleri tekrarlamış hastalarda, bölge yara dokusuyla (skar) dolu olduğundan lazer/RF kateterini ilerletmek imkansız olabilir. Köpük ise akışkan yapısıyla bu karmaşık ve bozulmuş anatomiye kolayca nüfuz eder. Bu nedenle nüks vakalarda “özellikle uygun” bir tedavidir.
  • Aşırı Kıvrıntılı (Tortüöz) Damarlar: Lazer veya RF kateterleri sert ve düz cihazlardır. Eğer bir damar “S” harfleri çizecek kadar kıvrıntılıysa, bu kateterlerin içinden geçmesi mümkün değildir. Köpük ise bu kıvrımlı yollardan akarak damarı tedavi edebilir.
  • Lazer/RF İçin Çok Yüzeysel veya Çok Küçük Damarlar: Lazerin ısısı cilde çok yakın damarlarda yanık riski oluşturabilir. Köpük tedavisinde ise ısı olmadığı için bu risk yoktur.

Varis ülseri (bacak yarası) olanlara Ekoskleroterapi yapılabilir mi?

Evet, hatta bu Ekoskleroterapinin en güçlü ve etkili olduğu alanlardan biridir. “Kronik venöz yetmezlik” hastalığının en ileri evresi (C6 evresi), ayakta kapanmayan yaraların (venöz ülser) açılmasıdır. Bu yaraların kapanmasının önündeki en büyük engel, yara bölgesindeki aşırı yüksek toplardamar basıncıdır.

Bu yüksek basıncın sorumlusu ise genellikle “yetmezlikli perforan venler”dir. Bunlar yüzeydeki damar sistemiyle derindeki ana damar sistemini birbirine bağlayan kısa geçiş damarlarıdır. Normalde kanı yüzeyden derine tek yönlü taşımaları gerekirken, kapakları bozulduğunda kanı derinden yüzeye (yani yara bölgesine) geri kaçırırlar.

Bu perforan damarlara yönelik Ekoskleroterapi, yara iyileşmesi üzerinde mucizevi bir etki yaratabilir. Yapılan yüksek düzeyli (Level 1) bilimsel bir çalışma, bu etkiyi net olarak ortaya koymuştur. Bu çalışmada, venöz ülseri olan hastalar iki gruba ayrılmıştır.

  • Grup A (Tedavi Grubu): Kompresyon (bandaj/çorap) + Perforan Venlere Ekoskleroterapi
  • Grup B (Kontrol Grubu): Sadece Kompresyon (bandaj/çorap)

Çalışmanın sonuçları çarpıcıydı.

  • Yaranın Kapanma Hızı: Ekoskleroterapi yapılan A Grubunda, yaraların kapanması için geçen medyan süre 35 gün iken, sadece kompresyon yapılan B Grubunda bu süre 56 gün olarak bulunmuştur. (p=.008)
  • Tam İyileşme Oranı: 3 ayın sonunda, Ekoskleroterapi grubunun %97’si (28/29 hasta) tamamen iyileşirken, kontrol grubunda bu oran %75’te (27/36 hasta) kalmıştır. (p=.01)
  • Ülser Küçülme Hızı: Ekoskleroterapi grubu, ülser boyutunda “anlamlı derecede daha hızlı” bir küçülme göstermiştir. (p<.0001)

Bu sonuçlar, perforan venlere yapılan köpük tedavisinin, o bölgedeki kan basıncını anında düşürerek yaranın çok daha hızlı kapanmasını sağlayan, hedefe yönelik ve son derece etkili bir müdahale olduğunu kanıtlamıştır.

Köpük tedavisi özel hasta grupları için de uygun mudur?

Kesinlikle evet. Ekoskleroterapinin minimal invaziv (vücuda en az müdahale içeren) doğası, onu bazı özel hasta grupları için birinci basamak tedavi haline getirir.

Örneğin ciddi kalp, akciğer veya böbrek hastalığı gibi ek (komorbid) hastalıkları olan genel anestezi alması riskli veya cerrahiyi kaldıramayacak kadar düşkün olan hastalarda Ekoskleroterapi “özellikle yararlı” ve güvenli bir seçenektir.

Aynı şekilde cerrahi erişimin zor olabildiği obezite hastalarında da ultrason rehberliğinde yapılan bu tedavi etkili bir alternatiftir.

Ekoskleroterapinin diğer varis tedavilerine (lazer, ameliyat) göre avantajları nelerdir?

Ekoskleroterapinin lazer (EVLA) veya radyofrekansa (RFA) göre avantajı, uzun vadede daha kalıcı olması değil (ana damarda lazer/RF daha kalıcıdır), işlemin kendisinin çok daha basit, konforlu ve çok yönlü olmasıdır.

Bu avantajlar hastalar için şu anlama gelir.

  • Anestezi Gerekmez: Genel veya spinal anesteziye ihtiyaç duyulmaz.
  • “Tümesan Anestezi” Gerekmez: Bu Ekoskleroterapinin lazer/RF’den en önemli farkıdır. Lazer ve RF, damarı ısıyla kapattığı için, çevre dokuları (sinirler, cilt) bu ısıdan korumak ve ağrıyı engellemek için damar boyunca onlarca noktadan iğneyle girilerek “tümesan anestezi” denilen bol miktarda soğuk serumlu anestezik sıvı verilmesi şarttır. Bu işlemin en ağrılı ve en uzun süren kısmı olabilir. Ekoskleroterapide ise ısı yoktur, dolayısıyla bu zahmetli anesteziye de gerek yoktur.
  • Kesi, Dikiş ve Yara İzi Yoktur: İşlem sadece iğne deliklerinden yapılır.
  • Anatomik Sınırlama Yoktur: Yukarıda bahsedildiği gibi, çok kıvrıntılı, yüzeyel veya nüks (tekrarlamış) damarlar gibi lazerin ulaşamadığı her yere köpük ulaşabilir.
  • Kolayca Tekrarlanabilir: Tam kapanma sağlanamazsa veya yıllar içinde küçük bir açılma olursa, işlem kolayca ve güvenle tekrarlanabilir.
  • Düşük Maliyetlidir: Hem lazer/RF gibi pahalı kateter teknolojileri gerektirmediği hem de ameliyathane/anestezi masrafı olmadığı için diğer yöntemlere göre daha maliyet-etkin bir tedavidir.
Bizimle İletişime geçin.
Formu doldurarak online randevu talebinde bulunabilirsiniz. Ekibimiz sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.



    Köpük tedavisi (Ekoskleroterapi) kimlere uygulanmaz?

    Ekoskleroterapi son derece güvenli bir işlem olsa da her tıbbi müdahale gibi uygulanmaması gereken bazı durumlar vardır. Avrupa Skleroterapi kılavuzları bu durumları net bir şekilde belirlemiştir.

    İki grup kontrendikasyon (uygulanmama durumu) vardır:

    • Mutlak Kontrendikasyonlar (Tedavinin kesinlikle yapılmadığı durumlar):
    • Kullanılan sklerozan ilaca (Polidokanol veya STS) karşı bilinen, kanıtlanmış ciddi (anafilaktik) alerji.

    Hastanın o anda geçirmekte olduğu akut Derin Ven Trombozu (DVT) veya Pulmoner Emboli (Akciğer Pıhtısı).

    Tedavi edilecek bacak bölgesinde aktif bir enfeksiyon veya yara olması.

    Yatağa bağımlı, uzun süre hareketsiz (immmobil) olan hastalar.

    Köpüğe Özgü: Bilinen ve semptom (şikayet) yaratan bir “sağdan sola şant” (Patent Foramen Ovale – PFO) varlığı. Bu kalpteki iki kulakçık arasında bulunan ve köpük kabarcıklarının beyne geçişine izin verebilecek bir deliktir.

    Göreceli Kontrendikasyonlar (Doktorun hastayı özel olarak değerlendirip kar-zarar hesabı yapması gereken durumlar):

    • Hamilelik (özellikle ilk 3 ay ve son 3 ay) ve emzirme dönemi.
    • Bacaklarda ciddi atardamar tıkanıklığı (PAOD) olması.
    • Yüksek pıhtılaşma riski (trombofili öyküsü, aktif kanser hastalığı).
    • Akut yüzeysel tromboflebit (yüzeysel damar iltihabı).

    Köpüğe Özgü: Daha önceki bir köpük tedavisi seansından sonra geçici görme bozukluğu, şiddetli migren atağı veya nörolojik bir semptom yaşamış olmak.

    Ekoskleroterapinin başarısı nasıldır ve bu varis tedavisi kalıcı mıdır?

    Bu sorunun yanıtı, hangi damarı tedavi ettiğinize ve ne kadar süre sonrasına baktığınıza göre değişir.

    Kısa ve orta vadede (ilk 1-2 yıl), Ekoskleroterapinin başarısı çok yüksektir. Çalışmalar ana damarların (GSV) kapanma oranının 1 yılın sonunda %85-90 civarında olduğunu göstermektedir. Yan dallarda ve nüks damarlarda bu başarı daha da yüksektir. Hastaların yaşam kalitesindeki artış ve semptomlarındaki (ağrı, kramp, şişlik) azalma da aynı oranda yüksektir.

    Ancak uzun vadeye (5 yıl ve sonrası) bakıldığında, özellikle ana damar tedavisinde, lazer ve radyofrekansın köpükten daha dayanıklı olduğu bilimsel bir gerçektir. 5 yıllık büyük bir randomize kontrollü çalışma (RCT), lazer (EVLA) uygulanan ana damarlarda 5. yıl kapanma oranını %93 bulurken, Ekoskleroterapi (UGFS) uygulanan damarlarda bu oranı %64 bulmuştur (p=.001).

    Bu Ekoskleroterapinin kötü bir tedavi olduğu anlamına gelmez. Bu bize şu stratejiyi gösterir: Eğer hastanın ana damarı düz ve lazere uygunsa, uzun vadeli kalıcılık için ilk tercih lazer olmalıdır. Ancak bu hastaların çoğunda zaten lazerin tedavi edemediği yan dallar da vardır; bu dallar için de köpük tedavisi şarttır.

    Eğer hastanın damarı lazere uygun değilse (kıvrıntılı, nüks, yüzeyel vb.), köpük tedavisi %64’lük 5 yıl başarı oranıyla hala mükemmel bir seçenektir. Kalan %36’lık kısım ise (ki bu genellikle tam açılma değil kısmi küçük bir açılmadır) 5 yıl sonra basit bir ek seansla kolayca tekrar tedavi edilebilir.

    Ekoskleroterapi (köpük tedavisi) sonrası ne gibi yan etkiler görülebilir?

    Güvenlik profili çok yüksek bir işlemdir. Görülen yan etkilerin büyük çoğunluğu geçici, lokal ve iyi huylu reaksiyonlardır. Ciddi komplikasyonlar ise son derece nadirdir.

    Sık görülen (%10-30) ve geçici yan etkiler şunlardır:

    • Hiperpigmentasyon (Lekelenme): Tedavi edilen damar hattı üzerinde kahverengimsi bir renk değişikliğidir. Bu bir yanık lekesi değil damardan sızan kan hücrelerindeki demirin (hemosiderin) cilt altına bıraktığı bir “pas lekesi” gibidir. Genellikle 6-12 ay içinde vücut tarafından temizlenir ve kaybolur.
    • Matting (Telanjiektatik Matting): Tedavi bölgesi çevresinde yeni, çok ince kırmızı kılcal damar ağlarının oluşmasıdır. Bu bir “angiogenez” (yeni damar oluşumu) yanıtıdır ve genellikle 3-12 ay içinde kendiliğinden geriler.
    • Yüzeysel Tromboflebit: Tedavi edilen damarın içinde oluşan pıhtının (bu istenen bir şeydir) aşırı bir enflamatuar reaksiyona yol açmasıdır. Bölgede ağrılı, sert ve kırmızı bir şişlik olarak hissedilir. Tehlikeli değildir ancak hastanın konforunu bozar. Uygun tedavi ile (soğuk uygulama, anti-enflamatuar ilaçlar) hızla düzelir.

    Nadir (%1’den az) görülen sistemik yan etkiler:

    Bunlar neredeyse tamamen, kullanılan köpüğün içindeki gaz kabarcıklarının (ilacın kendisinin değil) dolaşıma katılmasıyla ilgilidir. Özellikle PFO (kalpte delik) olan kişilerde bu mikro-kabarcıklar beyin dolaşımına geçebilir.

    • Geçici görme bozuklukları (göz önünde ışık çakmaları, bulanıklık)
    • Geçici baş ağrısı veya migren atağının tetiklenmesi
    • Geçici göğüs sıkışması veya kuru öksürük

    Bu semptomların neredeyse tamamı 5-15 dakika içinde kendiliğinden ve iz bırakmadan kaybolur. Geçici iskemik atak (TIA) gibi nörolojik olaylar ise literatürde çok nadir olarak bildirilmiştir. Derin Ven Trombozu (DVT) riski ise %1’in çok altındadır.

    Bu riskleri azaltmak için köpük tedavisi sırasında nelere dikkat edilir?

    Bu nadir riskler, basit ama katı kurallara uyularak en aza indirilir. Tecrübeli bir el, bu güvenlik protokollerini mutlaka uygular.

    • Doğru Hasta Seçimi: İşlemden önce hastaya mutlaka PFO’su olup olmadığı, migren öyküsü veya daha önce böyle bir semptom yaşayıp yaşamadığı sorulur. Şüpheli durumlarda köpükten kaçınılır.
    • Sürekli Ultrason Kontrolü: Köpüğün derin venlere geçişi ultrasonla anlık olarak izlenir ve geçiş riski görüldüğü an enjeksiyon durdurulur.
    • Köpük Hacminin Sınırlandırılması: Tek bir seansta kullanılan toplam köpük hacmi genellikle 10 mL ile sınırlandırılır. Bu sistemik gaz yükünü azaltır.
    • Gaz Seçimi: Özellikle PFO riski olan veya nörolojik semptomlara yatkın hastalarda, kanda çok daha hızlı çözünen {CO}_2 (Karbondioksit) gazı, oda havası yerine tercih edilebilir.

    Ekoskleroterapi sonrası varis çorabı giymek gerekir mi?

    İşlem sonrası kompresyon (bandaj veya varis çorabı) uygulaması, tedavinin standart bir parçasıdır. Ancak ne kadar süre giyilmesi gerektiği konusunda tıp dünyasında net bir fikir birliği yoktur ve kanıtlar zayıftır.

    Geçmişte haftalarca çorap giyilmesi önerilirken, güncel yaklaşım bu süreyi kısaltma yönündedir. 2022 ESVS kılavuzları, ana damar tedavileri sonrası kompresyonun öneri derecesini (kanıt düzeyi zayıfladığı için) aktif olarak düşürmüştür.

    Genel kabul gören modern uygulama, işlem sonrası 24-48 saat bandaj uygulanması ve ardından yaklaşık 1 hafta boyunca (sadece gündüzleri) varis çorabı giyilmesidir. Buradaki amaç damar duvarlarının birbirine yapışmasına yardımcı olmak ve özellikle işlem sonrası gelişebilecek yüzeysel flebit ağrısını azaltmaktır. 1 haftadan daha uzun süre giymenin, tedavinin kalıcılığı üzerinde ekstra bir fayda sağladığına dair güçlü bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.

    Sonuç olarak Ekoskleroterapinin varis tedavisindeki rolü nedir?

    Ekoskleroterapi, modern venöz (toplardamar) yetmezlik tedavisinin en çok yönlü, en esnek ve en vazgeçilmez araçlarından biridir.

    Tek başına her varisi tedavi edebilecek sihirli bir yöntem değildir, ancak diğer yöntemlerin (lazer, radyofrekans) ulaşamadığı veya uygun olmadığı durumlarda mükemmel bir “tamamlayıcı” ve “problem çözücü”dür.

    Modern varis tedavisinde Ekoskleroterapinin rolünü şu şekilde özetleyebiliriz.

    • Birincil Tedavi: Kılcal olmayan varisli yan dallar (tributerler).
    • Birincil Tedavi: Cerrahi sonrası tekrarlamış (nüks) varisler (REVAS).
    • Birincil Tedavi: Lazer/RF kateterinin giremeyeceği kadar kıvrıntılı (tortüöz) damarlar.
    • Birincil Tedavi: Yüksek riskli, anestezi alması sakıncalı veya obezite hastaları.
    • Birincil Tedavi: Venöz ülser (C6) hastalarında yara iyileşmesini hızlandırmak için perforan ven yetmezliği.
    • İkincil Tedavi: Lazer/RF’nin mümkün olmadığı veya hasta tarafından tercih edilmediği ana damar (GSV/SSV) yetmezlikleri.
    • Tamamlayıcı Tedavi: Lazer/RF ile ana damar tedavisi yapıldıktan sonra geride kalan tüm yan dal varisleri için.

    Uygun maliyetli, güvenli ve anestezi gerektirmeyen bir ofis işlemi olması, Ekoskleroterapiyi hem hastalar hem de hekimler için paha biçilmez bir tedavi seçeneği haline getirmektedir.

    Antalya’da Ekoskleroterapi Fiyatları Ne Kadar ?

    Ortalama Ekoskleroterapi fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.

    Ekoskleroterapi Yaptıranların Yorumları

    Ekoskleroterapi yaptıranların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.

     

    Sıkça Sorulan Sorular

    Ekoskleroterapi hangi durumlarda tercih edilir?

    Ekoskleroterapi, ultrason eşliğinde uygulanan bir varis tedavisidir. Derin yerleşimli veya gözle görülmeyen damar genişlemelerinde tercih edilir. Özellikle klasik köpük skleroterapinin ulaşamadığı damarlar için etkilidir.

    Ekoskleroterapi nasıl uygulanır?

    İşlem sırasında ultrason cihazı ile sorunlu damar görüntülenir. İnce bir iğneyle damar içine sklerozan madde enjekte edilir. Bu madde damar duvarını kapatarak kan akışını durdurur ve damar zamanla kaybolur.

    Ekoskleroterapi ile köpük skleroterapi arasında fark var mı?

    Evet. Köpük skleroterapi daha yüzeysel damarlar için uygulanırken, ekoskleroterapi ultrason eşliğinde derin veya bağlantılı damarların tedavisinde kullanılır. Böylece tedavi daha hedefe yönelik ve güvenli olur.

    Ekoskleroterapi sonrası iyileşme süreci nasıldır?

    Hastalar genellikle işlemden hemen sonra yürüyebilir. Hafif morarma, sertlik veya kaşıntı görülebilir, ancak birkaç gün içinde geçer. Tam iyileşme 2–4 hafta arasında tamamlanır.

    Ekoskleroterapi sonrası varis çorabı kullanmak gerekir mi?

    Evet, genellikle işlemden sonra 1 hafta süreyle varis çorabı kullanımı önerilir. Bu, damarların kapanmasını destekler ve komplikasyon riskini azaltır.

    Ekoskleroterapi kalıcı bir çözüm sağlar mı?

    Tedavi edilen damar kalıcı olarak kapanır, ancak başka bölgelerde yeni varisler gelişebilir. Bu nedenle uzun vadeli başarı için düzenli kontroller ve yaşam tarzı değişiklikleri önemlidir.

    Ekoskleroterapi sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

    İşlem sonrası sıcak banyo, sauna veya uzun süre ayakta kalmaktan kaçınılmalıdır. Günlük yürüyüş yapmak dolaşımı artırır ve iyileşmeyi hızlandırır.

    Ekoskleroterapi ağrılı bir işlem midir?

    İşlem genellikle neredeyse ağrısızdır. İnce iğne batması hissi dışında belirgin bir rahatsızlık olmaz.

    Ekoskleroterapi sonrası yan etkiler görülebilir mi?

    Geçici morarma, ciltte hafif sertlik veya renk değişikliği olabilir. Nadir durumlarda yüzeysel pıhtı veya alerjik reaksiyon gelişebilir, ancak bu durumlar kolaylıkla kontrol altına alınabilir.

    Ekoskleroterapi kimlere uygulanmaz?

    Hamilelik döneminde, pıhtılaşma bozukluğu olan veya aktif enfeksiyonu bulunan hastalarda ekoskleroterapi önerilmez. Öncesinde mutlaka damar haritalaması yapılmalıdır.

    Son Yazılar

    Varis Tedavi Edilmezse Ne Olur?

    Varis tedavi edilmezse mevcut damar genişlemeleri zamanla ilerleyerek “Kronik Venöz Yetmezlik” adı verilen ciddi bir [...]

    Devamını Oku ➜
    Varis Başlangıcı Nasıl Önlenir?

    Varis başlangıcını önlemenin en temel yolu, bacak kas pompasını aktif tutarak kirli kanın alt ekstremitede [...]

    Devamını Oku ➜
    Varis Hastalığı Dereceleri

    Kronik Venöz Yetmezlik ve varis hastalığı dereceleri, uluslararası standart olan CEAP sınıflandırması ile C0’dan C6’ya [...]

    Devamını Oku ➜
    Zayıflayınca Varis Geçer mi?

    Zayıflamak, bacaklarda oluşmuş varisleri ve kronik venöz yetmezliği tamamen geçirmez. Kilo vermek, toplardamarlar üzerindeki aşırı [...]

    Devamını Oku ➜
    Limonla Evde Varis Tedavisi Mümkün Mü?

    Limonla, elma sirkesiyle veya çeşitli bitkisel kürlerle evde varis tedavisi biyolojik ve anatomik olarak mümkün [...]

    Devamını Oku ➜
    Varis Ağrısı Nerelere Vurur?

    Varis ağrısı, yerçekimi basıncının en yüksek olduğu alt bacak bölgesinde, özellikle baldır kaslarında ve ayak [...]

    Devamını Oku ➜
    Skleroterapi Sonrası İyileşme Süreci

    Skleroterapi sonrası iyileşme süreci, hastanede yatış gerektirmeyen ve hastaların işlemden hemen sonra yürüyerek günlük yaşamlarına [...]

    Devamını Oku ➜
    Varis Nedir? Varis Neden Olur? Belirtileri Nelerdir?

    Varis, bacaklardaki toplardamarların kanı kalbe geri taşıma fonksiyonunu yitirmesi sonucu anormal derecede genişleyerek kıvrımlı ve [...]

    Devamını Oku ➜