Skleroterapi sonrası iyileşme süreci, hastanede yatış gerektirmeyen ve hastaların işlemden hemen sonra yürüyerek günlük yaşamlarına dönebildiği hızlı bir biyolojik dönemdir. Ameliyatsız varis tedavisi olarak uyguladığımız bu yöntemde iyileşme sadece damarın kapatılmasıyla sınırlı kalmaz; vücudun işlem gören damarı doğal yollarla emerek yok etmesiyle devam eder. Cerrahi kesi, dikiş veya genel anestezi gerektirmediği için yatak istirahati zorunluluğu yoktur; hastalarımız ertesi gün iş hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler. Tam estetik sonucun oturması birkaç ayı bulabilse de bu süreç minimum kısıtlama ve yüksek konforla tamamlanır.

Köpük mü Sıvı mı, Hangi Skleroterapi Yöntemi Daha Etkilidir?

Varis tedavisinde kullandığımız ilacın fiziksel formu, tedavinin başarısını belirleyen en temel faktörlerden biridir. Hastalarımız genellikle tek bir iğne tedavisi olduğunu düşünse de aslında damar yapınıza göre iki farklı yol izleriz. Sıvı skleroterapi, ilacın saf haliyle enjekte edilmesidir. Ancak bu yöntem her damar için uygun değildir. İlaç damar içinde kanla karşılaştığında hızla seyrelebilir. Bu nedenle sıvı formu genellikle çok ince, kırmızımsı örümcek ağı damarlar için saklarız.

Daha geniş, ciltten kabarık veya yeşilimsi damarlarda ise “Köpük Skleroterapi” devreye girer. Aynı ilacı özel bir aparat yardımıyla hava ile karıştırarak yoğun bir köpük haline getiririz. Bu köpüğün damar içindeki davranışı sıvıdan çok farklıdır. Köpük, damar içindeki kanı iterek damar duvarıyla tam temas sağlar. Yerçekimine karşı daha dirençlidir ve damar içinde daha uzun süre kalarak ilacın etkinliğini artırır. Ultrason altında baktığımızda köpüğü çok net görürüz, bu da ilacı milimetrik hassasiyetle yönlendirmemizi sağlar.

Köpük yönteminin tercih edildiği durumlar şunlardır:

  • Orta boy varisler
  • Büyük varis paketleri
  • Derin yerleşimli kaçak yapan damarlar
  • Ciltten kabarık damarlar
  • Tekrarlayan varis yapıları

İşlemden Hemen Sonra Yürüyüş Yapmak Neden Önemlidir?

Tedavi masasından kalktığınızda hissedeceğiniz ilk şey rahatlamadır, ancak biz hemen dinlenmenizi istemeyiz. Aksine, skleroterapi sonrası en kritik kural “hareket” etmektir. İşlem biter bitmez, henüz klinikten ayrılmadan veya ayrılır ayrılmaz sizden toplam  30 ila 45 dakika boyunca tempolu bir şekilde yürümenizi isteriz. Bu yürüyüş bir rica değil tıbbi bir zorunluluktur.

Bu kuralın arkasında yatan sebep fizyolojiktir. Biz sorunlu yüzeysel damarı kapatırken, kanın derin damarlardan sağlıklı bir şekilde akmaya devam etmesini garanti altına almak zorundayız. Yürüdüğünüzde baldır kaslarınız çalışır ve derin damarlardaki kanı kalbe doğru pompalar. Bu mekanizma, kanın bacakta göllenmesini engeller ve işlem sonrası oluşabilecek en ciddi risk olan pıhtılaşma (Derin Ven Trombozu) ihtimalini ortadan kaldırır. Yani yürümek, güvenliğinizin sigortasıdır.

Ertesi gün normal hayatınıza dönebilirsiniz ancak ilk 24 saat boyunca bazı kısıtlamalarımız olacaktır. Damar duvarları henüz taze bir şekilde yapışmaya çalıştığı için basıncı artıracak hareketlerden kaçınmalısınız.

İlk 24 saat kaçınmanız gerekenler şunlardır:

  • Ağır yük kaldırmak
  • Koşu bandında koşmak
  • Ağırlık antrenmanları
  • Sıcak banyo
  • Sauna
  • Hamam

Varis Çorabı Kullanımı Tedaviyi Nasıl Etkiler?

Skleroterapi sonrasında uyguladığımız kompresyon (baskı) tedavisi, işlemin başarısını perçinleyen en önemli yardımcıdır. İlaç damar duvarını içeriden etkilerken, varis çorabı veya elastik bandaj damarı dışarıdan sıkar. Bu çift taraflı etki damar duvarlarının birbirine yapışmasını sağlar. Eğer dışarıdan yeterli baskı olmazsa, damar içine tekrar kan dolabilir ve tedavi başarısız olabilir veya damar içinde ağrılı pıhtılar oluşabilir.

Çorabın ne kadar süre giyileceği tamamen damarın çapına ve uygulanan yönteme göre değişir. Kılcal damarlarda bu süre birkaç günken, büyük damarlarda birkaç haftaya kadar uzayabilir. Ancak en kritik dönem ilk 24 saattir. İşlem sonrası giydirilen çorabın veya bandajın, ilk gece yatarken dahil olmak üzere kesinlikle çıkarılmamasını isteriz. Bu süre zarfında duş almamanız gerekir çünkü baskının kesintisiz olması, damarın kalıcı olarak kapanması için hayati önem taşır.

Düzenli kompresyonun sağladığı faydalar şunlardır:

  • Daha hızlı iyileşme
  • Daha az morluk
  • Daha az ödem
  • Damar kapanma başarısı
  • Ağrı kontrolü
  • Konforlu süreç

Tedavi Sürecinde Ne Tür Ağrı veya Yan Etkiler Hissedilir?

“İğne” kelimesi doğal olarak bir tedirginlik yaratsa da skleroterapi oldukça tolere edilebilir bir işlemdir. Kullandığımız iğneler saç teli kadar incedir ve özel kayganlaştırıcı yüzeylere sahiptir. Giriş sırasında hissedeceğiniz acı, bir sinek ısırığından fazlası değildir. Ancak işlem sırasında ve hemen sonrasında hissedeceğiniz bazı özel duyular vardır ve bunlar bizim için aslında iyiye işarettir.

İlaç damara verildikten sonra hafif bir yanma veya bölgede kramp benzeri bir dolgunluk hissedebilirsiniz. Özellikle köpük tedavisinde bu his biraz daha belirgin olabilir. Bu durum ilacın damar duvarıyla etkileşime girdiğini ve görevini yapmaya başladığını gösterir. Yani bu hafif kramp hissi bir sorun değil tedavinin çalıştığının kanıtıdır. Modern ilaçlar (örneğin Polidokanol) eski tip tuzlu su çözeltilerine göre çok daha az ağrılıdır ve hasta konforunu maksimum düzeyde tutar.

İşlem sonrasında evde karşılaşabileceğiniz normal durumlar şunlardır:

  • Hafif yanma
  • Batma hissi
  • Kaşıntı
  • Bölgesel hassasiyet
  • Kızarıklık
  • Hafif şişlik

Oluşan Leke ve Morluklar Kalıcı mıdır?

Estetik kaygılarla yapılan tedavilerde en çok sorulan soru, işlem sonrası oluşacak izlerdir. Skleroterapi sonrasında damar hattı boyunca morluklar ve bazen kahverengi lekeler oluşması beklenen bir sürecin parçasıdır. Ancak bu lekelerin kalıcı olup olmayacağı, tedavi sonrası takibin ne kadar titiz yapıldığına bağlıdır.

Bu lekeler, kapanan damar içinde sıkışan kanın pıhtılaşması ve vücut tarafından yıkılırken açığa çıkan demir pigmentlerinin cilt altına çökmesiyle oluşur. Eğer bu süreci sadece vücudun doğal akışına bırakırsak, lekelerin geçmesi aylar sürebilir. Bu nedenle “uzman yaklaşımı” burada devreye girer. Biz hastalarımızı işlemden 2 ila 4 hafta sonra mutlaka kontrole çağırırız.

Kontrolde damar hattını elle ve ultrasonla muayene ederiz. Eğer damar içinde hapsolmuş pıhtı (trombüs) varsa, bunu ince bir iğne ucuyla boşaltırız. “Drenaj” dediğimiz bu basit işlem lekeye neden olan kaynağı ortadan kaldırır. Pıhtı boşaltıldıktan sonra iyileşme inanılmaz derecede hızlanır ve kalıcı leke riski minimuma iner.

Leke riskini artıran faktörler şunlardır:

  • Güneşe erken maruziyet
  • Drenaj yapılmaması
  • Yetersiz kompresyon
  • Demir takviyesi kullanımı
  • Hassas cilt yapısı

Tam İyileşme ve Sonuçlar Ne Zaman Görülür?

Skleroterapi sabır gerektiren biyolojik bir süreçtir. İşlem bittiğinde damar kapanmıştır ancak henüz yok olmamıştır. Vücudunuzun “çöpçü hücreleri” devreye girerek, artık işlevsiz hale gelen bu damar kalıntısını yavaş yavaş sindirecek ve ortadan kaldıracaktır. Bu bir yaranın iyileşmesi gibi zamana yayılan bir durumdur.

İlk haftalarda damarlarınız koyulaşabilir, daha belirgin hale gelebilir. Bu sizi korkutmamalıdır. Asıl estetik sonuçlar, vücudun temizlik işlemini tamamlamasıyla ortaya çıkar. Kılcal damarlarda 3-4 hafta içinde belirgin düzelme görürken, büyük varislerde bu süre 4 ila 6 ayı bulabilir. Bu süre zarfında acele etmemek ve vücuda zaman tanımak gerekir. Ayrıca tedavi edilen bölgeyi güneşten korumak, iyileşme kalitesini artırır.

İyileşme sürecinin aşamaları şunlardır:

  • İlk günlerde ödem
  • İlk haftalarda morarma
  • Birinci ayda solma
  • Üçüncü ayda silinme
  • Altıncı ayda sonuç

Unutmamak gerekir ki varis, genetik temelli kronik bir yatkınlıktır. Biz mevcut damarları yok etsek bile, vücudunuzun yeni varis üretme potansiyeli her zaman vardır. Bu nedenle tedavi bittikten sonra da düzenli kontrolleri ihmal etmemek, kilonuzu korumak ve hareketli bir yaşam tarzı benimsemek, bacak sağlığınızı uzun yıllar korumanın en garantili yoludur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button