Venöz Yetmezlik ile Varis Arasındaki Fark Nedir?

Venöz yetmezlik ile varis arasındaki farkı anlamak, bacak şikâyetlerinin doğru değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu iki kavram birbiriyle yakından ilişkili olsa da aynı şeyi ifade etmez.

Venöz yetmezlik, toplardamar sisteminde kanın kalbe doğru dönüşünün bozulduğu ve bazı durumlarda kanın geriye doğru kaçtığı, yani venöz reflünün ortaya çıktığı durumu ifade eder.

Varis ise toplardamarların genişleyerek belirgin, kıvrımlı ve cilt altında görünür hale gelmesidir.

Bu nedenle varis, bazı hastalarda altta yatan venöz hastalığın görünen bulgularından biri olabilir. Ancak her venöz yetmezliği olan hastada dışarıdan görülen belirgin varis bulunmaz ve her varisin aynı derecede venöz yetmezlikle ilişkili olduğu söylenemez.

Bu ayrım, bacak şikâyetlerinin doğru değerlendirilmesi ve gerektiğinde uygun tedavinin planlanması açısından önemlidir.

Venöz yetmezlik ile varis arasındaki farkı, toplardamarda venöz reflüyü ve sağlıklı kan akımını gösteren tıbbi görsel
Venöz yetmezlikte toplardamar kapaklarının yetersiz çalışması ve geriye kan kaçağı görülebilir; varis ise genişleyip kıvrımlı hale gelen toplardamarların görünür bulgusudur.

Venöz yetmezlik ile varis arasındaki temel fark nedir?

Bacak toplardamarlarının görevi, dokulardan kalbe doğru kan taşımaktır. Yerçekimi nedeniyle bu görev özellikle bacaklarda daha zordur.

Toplardamarların içinde bulunan kapakçıklar, kanın kalbe doğru ilerlemesine yardımcı olur ve aşağı doğru geri kaçışı sınırlar. Baldır kaslarının çalışması da venöz kanın kalbe doğru taşınmasına katkıda bulunur.

Kapakların yeterince kapanmadığı bazı durumlarda kanın geriye doğru kaçması, yani venöz reflü, ortaya çıkabilir. Bu durum venöz basıncın artmasına ve zaman içinde bazı hastalarda damarların genişlemesine katkıda bulunabilir.

Venöz yetmezlik veya venöz reflü, daha çok toplardamar sisteminin işlevsel ve hemodinamik problemini ifade eder.

Varis ise bu süreçte genişleyerek belirgin hale gelen yüzeyel veya bağlantılı venler için kullanılan klinik bir tanımdır.

Basit şekilde özetlersek:

Venöz yetmezlik → venöz reflü ve venöz basınç değişiklikleriyle ilişkili altta yatan venöz problemdir.

Varis → genişleyip kıvrımlı hale gelen toplardamarların görünen klinik bulgusudur.

Ancak bu ilişki her hastada aynı değildir. Bazı hastalarda venöz reflü olduğu halde dışarıdan belirgin varis görülmeyebilir.

Venöz yetmezlik varise neden olur mu?

Bazı hastalarda evet.

Venöz reflü devam ettiğinde toplardamar sistemindeki basınç artabilir. Bu durum zaman içinde özellikle yüzeyel venlerde genişlemeye katkıda bulunabilir.

Damarın genişlemesiyle birlikte damar duvarındaki yapısal değişiklikler ve kapakların birbirine yeterince yaklaşamaması reflüyü daha belirgin hale getirebilir. Böylece bazı hastalarda venöz hastalık ile varis arasında birbirini etkileyen bir süreç ortaya çıkabilir.

Ancak her varisin tek nedeni venöz reflü değildir. Varis oluşumunda yaş, genetik yatkınlık, gebelik, kilo ve diğer bireysel faktörler de rol oynayabilir.

Bu nedenle dışarıdan görülen damarların boyutuna bakarak altta yatan venöz hastalığın derecesi hakkında kesin karar vermek doğru değildir.

Venöz yetmezlik neden ilerleyebilir?

Kronik venöz hastalık bazı kişilerde zaman içinde daha belirgin hale gelebilir. Özellikle devam eden venöz reflü ve venöz hipertansiyon, bacaklarda şişlik, cilt değişiklikleri ve ileri aşamalarda venöz ülser gibi bulgularla ilişkili olabilir.

Ancak her venöz yetmezliğin mutlaka ilerleyeceğini söylemek doğru değildir.

Hastalığın seyri; etkilenen damar sistemi, venöz reflünün yeri ve derecesi, hastanın şikâyetleri, eşlik eden hastalıklar ve başka bireysel faktörlere göre değişebilir.

Bu nedenle yalnızca “varis başladı, mutlaka zamanla yaraya dönüşecek” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.

Venöz yetmezlik ve varis hastalığının evreleri nelerdir?

Kronik venöz hastalığın klinik bulgularını tanımlamak için CEAP sınıflandırması kullanılır.

CEAP’ın “C” bölümü klinik bulguları tanımlar:

  • C0: Görünür veya ele gelen belirgin venöz bulgu yok
  • C1: Telenjiektaziler ve retiküler venler
  • C2: Variköz venler
  • C3: Ödem
  • C4: Cilt ve cilt altı dokularda değişiklikler
  • C5: İyileşmiş venöz ülser
  • C6: Aktif venöz ülser

Güncel CEAP sınıflandırmasında C4 sınıfı da alt gruplara ayrılır. C4a pigmentasyon veya egzama, C4b lipodermatoskleroz veya atrophie blanche ve C4c corona phlebectatica gibi klinik bulguları ifade eder. C2 ve C6 için tekrarlayan hastalığı gösteren “r” alt tanımlaması da kullanılabilir.

Bu sınıflandırma hastanın klinik durumunu tanımlamak için kullanılır. CEAP sınıfı tek başına tedavi kararını belirlemez.

C1, C2, C3 ve C4 ne anlama gelir?

C1: Kılcal ve retiküler damarlar

C1 sınıfında telenjiektaziler yani kılcal damarlar ve retiküler venler bulunur.

Bu damarlar çoğu zaman yüzeysel ve küçük damarlardır. Bazı hastalarda yalnızca estetik şikâyet oluştururken, bazı hastalarda başka venöz bulgularla birlikte görülebilir.

Kılcal damar bulunması tek başına ciddi venöz yetmezlik olduğu anlamına gelmez.

C2: Variköz venler

C2 sınıfı, klinik olarak belirgin varisli damarların bulunduğu durumu ifade eder.

Bu damarlar genişlemiş ve genellikle kıvrımlı yapıdadır. Çoğunlukla cilt altında görünür veya ele gelir.

C2 varislerin altında yüzeyel venöz reflü bulunabilir; ancak hangi damarların sorumlu olduğunu klinik değerlendirme ve gerektiğinde duplex ultrason ile belirlemek gerekir.

C3: Ödem

C3 sınıfında bacaklarda ödem, yani şişlik bulunur.

Ödem kronik venöz hastalıkla ilişkili olabilir; ancak bacak şişmesinin tek nedeni venöz yetmezlik değildir. Kalp, böbrek, lenf sistemi, ilaçlar ve başka birçok durum da ödem oluşturabilir.

Bu nedenle özellikle yeni başlayan veya tek taraflı belirgin şişlik mutlaka değerlendirilmelidir.

C4: Cilt ve cilt altı doku değişiklikleri

C4 sınıfında kronik venöz hastalıkla ilişkili cilt değişiklikleri ortaya çıkabilir.

Bunlar arasında pigmentasyon, egzama, ciltte sertleşme ve bazı daha ileri cilt değişiklikleri yer alabilir.

C4 bulguları, venöz hastalığın daha belirgin hale geldiğini gösterebilir ve altta yatan venöz problemin değerlendirilmesi önemlidir.

Bacaklarımda hiç varis yokken venöz yetmezlik olabilir mi?

Evet.

Bu, venöz yetmezlik ile varis arasındaki farkın en önemli örneklerinden biridir.

Bazı kişilerde dışarıdan belirgin varis veya kılcal damar bulunmadığı halde bacaklarda:

  • Ağrı
  • Ağırlık hissi
  • Yanma
  • Şişlik
  • Yorgunluk
  • Gece krampları

gibi şikâyetler olabilir.

CEAP sınıflandırmasında görünür veya ele gelen venöz bulgu bulunmayan ancak venöz hastalıkla ilişkili semptomları olan kişiler C0S şeklinde tanımlanabilir.

Ancak bu şikâyetlerin mutlaka venöz yetmezlikten kaynaklandığı söylenemez. Kas, eklem, sinir, bel veya atardamar kaynaklı problemler de benzer şikâyetlere neden olabilir.

Bu nedenle görünür varis bulunmaması venöz hastalık olasılığını tamamen ortadan kaldırmadığı gibi, yalnızca semptom bulunması da tek başına venöz yetmezlik tanısı koydurmaz.

Reflü varsa neden her hastada varis oluşmaz?

Venöz reflü ile görünür varis arasında doğrudan bire bir ilişki yoktur.

Reflünün bulunduğu damar sistemi, reflünün derecesi, damar anatomisi ve kişinin bireysel damar yapısı görünür varislerin gelişiminde etkili olabilir.

Bazı hastalarda reflü yüzeyel damarlarda bulunurken dışarıdan belirgin varis gelişmeyebilir. Başka hastalarda ise daha belirgin yüzeyel varisler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle tedavi kararı yalnızca gözle görülen damarların büyüklüğüne göre verilmemelidir.

Venöz yetmezlik tanısında renkli Doppler ultrason neden önemlidir?

Venöz hastalıkların değerlendirilmesinde duplex yani renkli Doppler ultrason önemli bir tanısal yöntemdir.

Ultrasonografi sayesinde:

  • Yüzeyel ve derin venler
  • Damarların açıklığı
  • Damarların anatomik yapısı
  • Venöz reflü
  • Bazı durumlarda trombüs varlığı

değerlendirilebilir.

Bu bilgiler, özellikle girişimsel tedavi planlanacak hastalarda hangi damarların tedavi açısından önemli olabileceğinin belirlenmesine yardımcı olur. Güncel venöz hastalık kılavuzları da klinik değerlendirme ile birlikte duplex ultrasonografinin önemini vurgulamaktadır.

İncelemenin hastaya göre uygun pozisyonlarda ve çeşitli provokasyon manevralarıyla yapılması gerekebilir. Bu nedenle venöz reflü değerlendirmesinin yalnızca “yatarak” veya yalnızca “ayakta” yapılması gerektiğini söylemek yerine, damar ve klinik probleme uygun ultrason protokolünün uygulanması daha doğrudur.

Detaylı Renkli Doppler Ultrason hakkında ayrıntılı bilgi için ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Venöz reflü ne kadar olursa patolojik kabul edilir?

Venöz ultrason değerlendirmesinde reflünün süresi ve hangi damarda görüldüğü önemlidir.

Geleneksel duplex değerlendirmelerinde farklı ven segmentleri için farklı reflü süreleri kullanılır. Ancak reflü değerlendirmesi yalnızca tek bir zaman eşiğine bakılarak yapılmaz. Damarda reflünün nerede bulunduğu, hangi sistemin etkilendiği ve klinik bulgularla nasıl ilişkili olduğu birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tek başına “500 milisaniyeden uzun reflü kesin tedavi gerektirir” veya benzeri bir ifade kullanmak doğru değildir.

Tanı ve tedavi planı, ultrason bulgularının klinik değerlendirme ile birlikte yorumlanmasını gerektirir.

Venöz yetmezlik tedavisinde asıl hedef nedir?

Tedavinin amacı her zaman görünen varisleri ortadan kaldırmak değildir.

Eğer hastanın klinik bulguları ve ultrason değerlendirmesi, önemli bir yüzeyel venöz reflünün varislerin oluşumuna katkıda bulunduğunu gösteriyorsa, tedavi planı reflü bulunan damara yönelik olabilir.

Buna ek olarak görünür varislerin kendisi de ayrıca tedavi edilebilir.

Bu nedenle bazı hastalarda:

Ana reflü kaynağı → endovenöz ablasyon

ve

Görünür varisler → flebektomi veya köpük skleroterapi

şeklinde kombine bir yaklaşım planlanabilir.

Ancak her hastada ana damar tedavisi yapılması veya her görünür varisin ayrıca tedavi edilmesi gerekmez.

Tedavi seçimi damar anatomisi, reflünün özellikleri, hastanın semptomları ve klinik değerlendirmeye göre yapılır.

Güncel venöz yetmezlik tedavi yöntemleri nelerdir?

Venöz yetmezlik ve varis tedavisinde farklı yöntemler kullanılabilir.

Uygun hastalarda:

  • Endovenöz lazer ablasyonu (EVLA)
  • Radyofrekans ablasyonu (RFA)
  • Köpük skleroterapi
  • Skleroterapi
  • Mini-flebektomi
  • Diğer endovenöz yöntemler
  • Seçilmiş durumlarda cerrahi tedaviler

değerlendirilebilir.

Hangi yöntemin kullanılacağı herkeste aynı değildir. NICE, doğrulanmış varis ve truncal reflüsü bulunan uygun hastalarda endothermal ablasyonu; uygun olmadığı durumlarda ultrason eşliğinde köpük skleroterapiyi ve gerekli seçilmiş durumlarda cerrahi tedaviyi seçenekler arasında değerlendirmektedir.

Bu nedenle “tek bir yöntem herkes için en iyi tedavidir” şeklinde yaklaşmak doğru değildir.

Termal ablasyon: Lazer ve radyofrekans nasıl uygulanır?

Endovenöz lazer ablasyonu ve radyofrekans ablasyonu, uygun yüzeyel venlerde reflü bulunan segmentin damar içerisinden tedavi edilmesi amacıyla kullanılan endovenöz yöntemlerdir.

Ultrason eşliğinde damar içerisine bir kateter veya fiber yerleştirilir. Ardından lazer veya radyofrekans enerjisi kullanılarak damar duvarında kontrollü bir tedavi etkisi oluşturulur ve damar kapatılır.

Termal yöntemlerde damar çevresindeki dokuları korumak ve ağrıyı kontrol etmek amacıyla çoğunlukla tümesan anestezi kullanılır.

Her hastada aynı damar, aynı enerji veya aynı teknik kullanılmaz. Tedavi planı damar anatomisine ve klinik bulgulara göre belirlenir.

Isısız venöz ablasyon yöntemleri nelerdir?

Bazı hastalarda ısı kullanılmadan damar kapatma amacıyla uygulanan yöntemler de değerlendirilebilir.

Bunlar arasında siyanoakrilat bazlı medikal yapıştırıcı ve bazı mekanokimyasal ablasyon teknikleri bulunur.

Bu yöntemlerin bazıları tümesan anestezi ihtiyacını azaltabilir veya ortadan kaldırabilir. Bununla birlikte tüm yöntemlerin avantajları ve sınırlılıkları vardır.

Bir yöntemin diğerinden otomatik olarak üstün olduğu söylenemez. Damarın anatomisi, tedavi edilecek segment, hastanın klinik durumu ve yöntemin uygunluğu birlikte değerlendirilmelidir.

Köpük tedavisi (skleroterapi) venöz yetmezlikte kullanılabilir mi?

Köpük skleroterapi, sklerozan bir maddenin köpük haline getirilerek damar içerisine verilmesiyle uygulanan bir kimyasal ablasyon yöntemidir.

Köpük tedavisi özellikle bazı variköz yan dalların, orta boy varislerin ve uygun hastalarda ultrason eşliğinde tedavi edilebilen venöz yapıların tedavisinde kullanılabilir.

Ana yüzeyel toplardamarlardaki belirgin truncal reflü bulunan hastalarda ise köpük tedavisi ile termal ablasyon arasında seçim yapılırken damar anatomisi ve klinik durum dikkate alınmalıdır.

NICE, truncal reflüsü bulunan uygun hastalarda endothermal ablasyonu; bunun uygun olmadığı durumlarda ultrason eşliğinde köpük skleroterapiyi seçenek olarak değerlendirmektedir.

Bu nedenle köpük tedavisini yalnızca “yardımcı bir yöntem” olarak görmek de, her hastada ilk tercih olarak değerlendirmek de doğru değildir.

Ana damar tedavi edildiğinde görünen varisler ne olur?

Ana reflü kaynağı tedavi edildiğinde bazı yüzeyel varisler zaman içinde küçülebilir veya belirginliğini kaybedebilir.

Ancak tüm görünür varislerin kendiliğinden ortadan kalkacağı garanti değildir.

Devam eden varisler için mini-flebektomi veya köpük skleroterapi gibi ek yöntemler değerlendirilebilir.

Bazı hastalarda bu işlemler aynı seansta, bazı hastalarda ise daha sonraki bir seansta yapılabilir.

Güncel kılavuzlarda uygun hastalarda trunkal ablasyon ile variköz yan dalların aynı seansta tedavi edilmesi veya aşamalı yaklaşım arasında seçim yapılabileceği belirtilmektedir.

Venöz ülser veya ileri cilt değişiklikleri varsa tedavi nasıl planlanır?

İleri venöz hastalıkta yalnızca görünen varisler değerlendirilmez.

Cilt değişiklikleri, iyileşmeyen yaralar, belirgin ödem veya daha önce geçirilmiş derin ven trombozu gibi durumlar varsa venöz sistemin tamamının değerlendirilmesi gerekebilir.

Özellikle venöz ülseri bulunan hastalarda yüzeyel venöz reflünün yanında derin ven sistemi, tıkanıklık ve diğer olası venöz problemler de değerlendirilir.

İleri evre hastalarda tedavi yalnızca varis damarlarının görünümünü azaltmayı amaçlamaz. Amaç, altta yatan venöz hastalığın özelliklerini belirlemek ve uygun şekilde yönetmektir.

Bu nedenle C4-C6 gibi ileri klinik bulgular bulunan hastaların değerlendirmesi daha kapsamlı olabilir.

Varis ile venöz yetmezlik aynı şey midir?

Hayır.

Varis ve venöz yetmezlik birbiriyle ilişkili olabilir ancak aynı kavram değildir.

Venöz yetmezlik, toplardamar sistemindeki fonksiyonel bozukluğu ve bazı hastalarda venöz reflüyü ifade eder.

Varis, genişlemiş ve kıvrımlı hale gelen görünür veya ele gelen toplardamarları ifade eder.

Bir hastada:

  • Venöz yetmezlik ve varis birlikte bulunabilir.
  • Venöz reflü olduğu halde belirgin varis bulunmayabilir.
  • Görünür varis bulunabilir ancak altta yatan venöz problemin hangi damardan kaynaklandığı dışarıdan kesin olarak anlaşılamayabilir.

Bu nedenle doğru değerlendirme yalnızca gözle görülen damarlara bakılarak yapılmamalıdır.

Varis ve venöz yetmezlik hangi durumlarda değerlendirilmelidir?

Aşağıdaki durumlarda uzman değerlendirmesi uygun olabilir:

  • Bacaklarda sürekli ağrı veya ağırlık hissi
  • Gün sonunda artan şişlik
  • Belirgin veya giderek artan varisler
  • Ciltte kahverengi renk değişikliği
  • Kaşıntı veya venöz egzama
  • Bacakta sertleşme
  • Varisli damarda ani ağrı ve sertlik
  • Varis kanaması
  • İyileşmeyen bacak yarası
  • Daha önce geçirilmiş derin ven trombozu
  • Tek bacakta ani gelişen belirgin şişlik

NICE, semptom veren varislerde ve kanama, cilt değişikliği, yüzeyel ven trombozu veya venöz ülser gibi komplikasyonlarda vasküler değerlendirme yapılmasını önermektedir.

Antalya’da venöz yetmezlik ve varis değerlendirmesi nasıl yapılır?

Antalya’da varis veya venöz yetmezlik şikâyetiyle başvuran hastalarda değerlendirme öncelikle ayrıntılı klinik muayene ile başlar.

Hastanın şikâyetleri, bacakların görünümü, mevcut varislerin dağılımı, şişlik, cilt değişiklikleri ve venöz hastalık açısından önemli diğer bulgular değerlendirilir.

Gerekli görülen hastalarda renkli Doppler ultrason ile yüzeyel ve derin venöz sistem incelenir. Böylece venöz reflü, damarların anatomik özellikleri ve tedavi planlamasını etkileyebilecek diğer bulgular değerlendirilir.

Sonuçlara göre takip, konservatif yaklaşım veya uygun bir girişimsel tedavi seçeneği planlanabilir.

Venöz Yetmezlik Nedir? sayfasında venöz yetmezliğin nedenleri, belirtileri ve tanısı hakkında daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Venöz Yetmezlik Tedavisi Antalya sayfasında tedavi seçenekleri hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Sonuç

Venöz yetmezlik ile varis aynı şey değildir.

Venöz yetmezlik, toplardamar sisteminin işlevindeki bozulmayı ve bazı hastalarda venöz reflüyü ifade ederken; varis, genişleyip kıvrımlı hale gelen toplardamarların görünen klinik bulgusudur.

Bazı hastalarda bu iki durum birlikte görülür. Bazı hastalarda ise venöz reflü bulunmasına rağmen dışarıdan belirgin varis olmayabilir.

Bu nedenle yalnızca görünen damarların büyüklüğüne bakarak karar vermek yerine, hastanın şikâyetleri ve klinik bulguları değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda renkli Doppler ultrason ile venöz sistem incelenerek uygun takip veya tedavi yaklaşımı belirlenebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button