Varis Hastalığı Dereceleri: CEAP C0’dan C6’ya Kadar Evreler
Kronik venöz hastalık ve varislerin klinik bulgularını tanımlamak için kullanılan uluslararası sınıflandırmalardan biri CEAP sınıflandırmasıdır. CEAP’in klinik bölümünde hastalar C0’dan C6’ya kadar, bacaklarda görülen klinik bulgulara göre sınıflandırılır.
Bu sınıflandırmada C0, belirgin klinik venöz bulgu bulunmamasını; C1, kılcal ve retiküler damarları; C2, variköz venleri; C3, ödemi; C4, cilt ve cilt altı dokudaki venöz değişiklikleri; C5, iyileşmiş venöz ülseri; C6 ise aktif venöz ülseri ifade eder.
CEAP sınıfı, hastanın klinik durumunu tanımlamak için kullanılır ancak tek başına hastalığın nedenini, damar anatomisini veya uygulanacak tedaviyi belirlemez. Tedavi planı; hastanın şikâyetleri, klinik muayene ve gerekli durumlarda duplex/renkli Doppler ultrason bulguları birlikte değerlendirilerek oluşturulur.

Kronik Venöz Yetmezlik Nedir ve Neden Oluşur?
Bacak toplardamarlarının görevi, kanı bacaklardan kalbe doğru taşımaktır. Bu sırada toplardamar kapakçıkları, kanın yerçekiminin etkisiyle aşağı doğru geri kaçmasını önlemeye yardımcı olur.
Kapakçıkların işlevinin bozulması veya toplardamar sistemindeki başka sorunlar sonucunda kanın geriye doğru akımı, yani venöz reflü, ortaya çıkabilir. Venöz hipertansiyon ve diğer venöz dolaşım bozuklukları zaman içerisinde bacaklarda varis, ödem, cilt değişiklikleri ve bazı hastalarda venöz ülser gibi bulguların gelişmesine katkıda bulunabilir.
Ancak varis ile kronik venöz yetmezlik tamamen aynı kavramlar değildir. Görünen bir varisin altında venöz reflü bulunabileceği gibi, her görünen damar değişikliği aynı düzeyde venöz hastalık anlamına gelmez.
Bu nedenle hastalığın değerlendirilmesinde yalnızca dışarıdan görünen damarların incelenmesi yeterli olmayabilir.
Varis Hastalığı İçin Kimler Risk Altındadır?
Varis ve kronik venöz hastalık gelişiminde birden fazla faktör rol oynayabilir. Yaşın ilerlemesi ve gebelik gibi durumların yanı sıra aile öyküsü, uzun süre ayakta kalma, hareketsizlik ve fazla kilo gibi faktörler de venöz hastalıkla ilişkilendirilebilir.
Başlıca risk faktörleri arasında:
- Ailede varis veya venöz hastalık öyküsü
- İlerleyen yaş
- Gebelik
- Uzun süre ayakta kalmayı gerektiren işler
- Uzun süre hareketsiz kalmak
- Fazla kilo veya obezite
- Daha önce geçirilmiş derin ven trombozu
- Bazı venöz dolaşım bozuklukları
yer alabilir.
Risk faktörlerinin bulunması mutlaka varis gelişeceği anlamına gelmez. Benzer şekilde hiçbir belirgin risk faktörü bulunmayan kişilerde de varis görülebilir.
Varis Hastalığı Dereceleri Nasıl Belirlenir?
CEAP sınıflandırmasının C bölümü, kronik venöz hastalığın klinik bulgularını tanımlamak için kullanılır.
Bu sınıflandırmada:
- C0: Belirgin klinik venöz bulgu yok
- C1: Telenjiektazi ve retiküler venler
- C2: Variköz venler
- C3: Ödem
- C4: Cilt ve cilt altı dokuda venöz hastalıkla ilişkili değişiklikler
- C5: İyileşmiş venöz ülser
- C6: Aktif venöz ülser
olarak tanımlanır.
C4 sınıfı kendi içerisinde farklı cilt bulgularını içerebilir. Örneğin pigmentasyon, venöz egzama, lipodermatoskleroz veya beyaz atrofi gibi değişiklikler bu sınıf içerisinde değerlendirilebilir.
C5 ve C6 arasındaki temel fark ise ülserin durumudur. C5’te venöz ülser iyileşmiştir; C6’da aktif venöz ülser bulunur.
CEAP sınıflandırması klinik bulguların ortak bir sistem içerisinde ifade edilmesini sağlar. Ancak tedavi kararı yalnızca C sınıfına bakılarak verilmez.
Dışarıdan Görünmeyen Venöz Hastalık Olabilir mi?
Evet. Dışarıdan belirgin varis veya başka klinik venöz bulgu görülmemesi CEAP C0 olarak tanımlanabilir.
C0 sınıfındaki bir kişide klinik muayenede belirgin venöz bulgu bulunmayabilir. Bununla birlikte bacaklarda ağırlık, ağrı veya başka şikâyetler varsa bunların nedeni yalnızca venöz hastalık olarak kabul edilmemelidir.
Bacak şikâyetlerinin birçok farklı nedeni olabilir. Bu nedenle gerekli durumlarda hastanın şikâyetleri ve klinik muayenesi birlikte değerlendirilir ve uygun görülen incelemeler yapılır.
Özellikle uzun süren veya tekrarlayan bacak şikâyetlerinde yalnızca dış görünüşe bakarak venöz hastalık hakkında kesin sonuca varmak doğru değildir.
Kılcal Damarlar ve Örümcek Ağı Görüntüsü Hangi Evredir?
CEAP C1, telenjiektazi ve retiküler venlerin bulunduğu klinik sınıftır.
Halk arasında kılcal damar veya örümcek ağı damarlar olarak adlandırılan ince damarlar bu grupta yer alabilir. Bunlar çoğu zaman küçük çaplı ve ciltten kabarık olmayan damar değişiklikleridir.
C1 bulguları çoğunlukla ciddi bir venöz hastalığın doğrudan göstergesi değildir. Ancak bazı kişilerde daha derindeki venöz reflü ile birlikte bulunabilir.
Bu nedenle özellikle yaygın damar değişiklikleri, bacak şikâyetleri veya başka venöz bulgular eşlik ediyorsa klinik değerlendirme yapılabilir.
Kılcal damarların tedavisinde hastanın damar yapısına göre skleroterapi, lazer veya başka uygun yöntemler değerlendirilebilir. Hangi yöntemin kullanılacağı damarların özelliklerine göre belirlenir.
Gerçek Varis Pakeleri Ne Zaman Ortaya Çıkar?
CEAP C2, variköz venlerin bulunduğu klinik sınıftır.
Bu aşamada damarlar cilt altında belirgin şekilde genişlemiş, kıvrımlı ve çoğu zaman elle hissedilebilir hale gelebilir. Varislerin çapı ve dağılımı kişiden kişiye değişebilir.
C2 sınıfındaki varisler bazen yalnızca görünür damar değişikliği oluştururken, bazı hastalarda ağrı, ağırlık, kaşıntı veya bacaklarda yorgunluk gibi şikâyetlere eşlik edebilir.
C2 varislerin altında yüzeyel venlerde reflü bulunabileceği gibi farklı venöz anatomik özellikler de söz konusu olabilir. Bu nedenle özellikle tedavi planlanacak hastalarda renkli Doppler ultrason ile damar anatomisinin ve reflünün değerlendirilmesi önemlidir. Duplex ultrason, damarların anatomik ve hemodinamik özellikleri hakkında bilgi sağlayarak tedavi kararına yardımcı olur.
Bacaklarda Şişlik ve Ödem Neyi İşaret Eder?
CEAP C3, bacaklarda venöz hastalıkla ilişkili ödemin bulunduğu klinik sınıftır.
Ödem özellikle ayak bileği ve alt bacak çevresinde belirginleşebilir. Gün içerisinde artabilir ve bazı kişilerde uzun süre ayakta kalma veya oturma sonrasında daha belirgin hale gelebilir.
C3 sınıfındaki ödemin nedeni yalnızca venöz hastalık olmayabilir. Kalp, böbrek, lenf sistemi ve bazı ilaçlarla ilişkili farklı ödem nedenleri de bulunabilir.
Bu nedenle bacaklarda yeni başlayan veya belirgin şekilde artan şişlik yalnızca varise bağlanmamalı, gerekli durumlarda tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Cilt Renginde Değişiklik ve Sertleşme Neden Olur?
CEAP C4, kronik venöz hastalıkla ilişkili cilt ve cilt altı doku değişikliklerini ifade eder.
Bu sınıfta:
- Ciltte kahverengi renk değişikliği
- Venöz egzama
- Lipodermatoskleroz
- Atrophie blanche
- Diğer kronik venöz cilt değişiklikleri
görülebilir.
Bu değişiklikler uzun süreli venöz hipertansiyon ve kronik inflamatuvar süreçlerle ilişkili olabilir.
C4 sınıfındaki bulguların bulunması, yalnızca estetik bir damar problemi olmadığını düşündürebilir ve hastanın venöz sisteminin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesini gerektirebilir.
Tedavi yaklaşımı, cilt bulgusunun türüne, altta yatan venöz probleme ve hastanın genel klinik durumuna göre belirlenir.
Varis Yarası ve Venöz Ülser Nedir?
Kronik venöz hastalığın daha ileri klinik bulgularından biri venöz ülserdir.
CEAP sınıflandırmasında:
- C5: İyileşmiş venöz ülser
- C6: Aktif venöz ülser
olarak tanımlanır.
Venöz ülserler çoğunlukla ayak bileği çevresinde, özellikle iç malleol bölgesinde görülebilir. Kronik venöz hipertansiyon, venöz reflü, venöz çıkış bozuklukları ve başka faktörler ülser gelişimine katkıda bulunabilir.
Aktif venöz ülser bulunan hastalarda tedavi yalnızca yaranın bakımından ibaret değildir. Yaranın nedeni, venöz sistemin durumu ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilir.
Uygun hastalarda altta yatan venöz reflünün tedavisi de tedavi planının bir parçası olabilir. Venöz ülserlerin yönetimi kişiye özel ve çoğu zaman multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.
Tanı Koyarken Renkli Doppler Ultrason Neden Önemlidir?
Klinik muayene varislerin değerlendirilmesinin önemli bir parçasıdır. Ancak tedavi planlanırken yalnızca dışarıdan görünen damarların değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.
Duplex/renkli Doppler ultrason, toplardamarların anatomisini ve kan akımını değerlendirmeye yardımcı olur. Venöz reflünün bulunduğu damarların belirlenmesi, damar çaplarının değerlendirilmesi ve yüzeyel ve derin venöz sistemin incelenmesi tedavi planlamasına katkı sağlayabilir.
Değerlendirme sırasında hastanın pozisyonu ve kullanılan ultrason protokolü, incelenen venöz segmente ve klinik amaca göre belirlenir. Venöz reflü değerlendirmesinde yerçekiminin etkisini dikkate alan uygun pozisyon ve provokasyon manevraları kullanılabilir.
Bu nedenle “Doppler mutlaka yalnızca ayakta yapılmalıdır” şeklinde tek bir genel kural yerine, venöz ultrason incelemesinin uygun teknik ve pozisyonla, deneyimli bir hekim tarafından yapılması önemlidir.
Modern Varis Tedavisi Yöntemleri Nelerdir?
Varis tedavisinde tek bir yöntem bütün hastalar için uygun değildir.
Tedavi seçimi; hastanın şikâyetlerine, klinik bulgularına, varislerin özelliklerine, venöz reflünün kaynağına, damar anatomisine ve hastanın genel durumuna göre belirlenir.
Uygun hastalarda kullanılabilecek yöntemler arasında:
- Endovenöz lazer ablasyon
- Radyofrekans ablasyon
- Ultrason eşliğinde köpük skleroterapi
- Skleroterapi
- Ekoskleroterapi
- Flebektomi
- Cerrahi tedavi
- Diğer uygun endovenöz tedavi yöntemleri
bulunabilir.
Günümüzde uygun hastalarda minimal invaziv endovenöz yöntemler önemli bir tedavi seçeneğidir. Ancak cerrahi tedavi de belirli anatomik ve klinik durumlarda halen kullanılmaktadır. NICE, uygun truncal reflüsü bulunan hastalarda tedavi seçimini hastanın klinik durumuna göre yaparken endothermal ablasyonu, uygun değilse ultrason eşliğinde köpük skleroterapiyi ve bunlar uygun değilse cerrahiyi seçenekler arasında sıralamaktadır.
Ayrıntılı bilgi için Varis Tedavileri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Lazer ve Radyofrekans Tedavileri Nasıl Uygulanır?
Endovenöz lazer ve radyofrekans ablasyon, uygun hastalarda yüzeyel toplardamarların tedavisinde kullanılan endothermal ablasyon yöntemleridir.
İşlem sırasında ultrason görüntüleme eşliğinde hedef damara ince bir kateter yerleştirilir. Lazer fiberi veya radyofrekans kateteri damar boyunca ilerletilir ve kontrollü enerji uygulanarak damarın kapanması sağlanır.
Bu yöntemlerin uygulanma şekli damar anatomisine, kullanılan teknolojiye ve hastanın klinik durumuna göre değişebilir.
Endovenöz tedavinin uygunluğu, klinik muayene ve renkli Doppler ultrason bulguları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Lazer ve Yapıştırıcı Tedavisi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Endovenöz tedaviler arasında termal ve termal olmayan yöntemler bulunmaktadır.
Lazer ve radyofrekans ablasyon termal yöntemlerdir ve damar duvarına ısı enerjisi uygulanarak damarın kapanması amaçlanır.
Siyanoakrilat esaslı yapıştırıcı yöntemleri ise termal enerji kullanmadan damarın kapatılmasını amaçlayan endovenöz yöntemlerdir.
Yapıştırıcı tedavisinde ultrason eşliğinde damar içerisine kateter yerleştirilir ve uygun miktarda tıbbi yapıştırıcı uygulanır.
Bu yöntemde termal enerji kullanılmadığından, termal ablasyon yöntemlerindeki ısıya bağlı mekanizmalar söz konusu değildir. Bununla birlikte yöntemin kendisine özgü yan etkileri ve kullanım sınırlılıkları bulunabilir.
Yapıştırıcı tedavisinin uygunluğu; damar çapı, anatomik özellikler, reflünün durumu ve hastanın klinik değerlendirmesine göre belirlenir.
Varis Tedavisinden Sonra İyileşme Süreci Nasıldır?
Varis tedavisi sonrasında iyileşme süreci uygulanan yönteme, tedavi edilen damarların özelliklerine ve hastanın klinik durumuna göre değişir.
Minimal invaziv endovenöz tedaviler sonrasında uygun hastalarda erken hareket ve yürüyüş önerilebilir. Bununla birlikte işlem sonrasında uygulanacak öneriler her hasta için aynı değildir.
Tedavi sonrasında bazı hastalarda:
- Hafif ağrı veya hassasiyet
- Morarma
- Damar boyunca sertlik veya çekilme hissi
- Geçici şişlik
görülebilir.
Bazı hastalarda işlem sonrasında kompresyon çorabı kullanılması önerilebilir. Kompresyonun gerekliliği, basıncı ve kullanım süresi uygulanan yönteme ve hastanın durumuna göre belirlenir.
Varis tedavisi sonrasında yeni varislerin gelişmesi veya başka damarlarda venöz reflünün ortaya çıkması da mümkündür. Bu nedenle gerekli hastalarda takip muayeneleri ve ultrason değerlendirmeleri yapılabilir. NICE de tedavi sonrasında yeni varislerin gelişebileceğini ve bazı hastalarda birden fazla tedavi seansına ihtiyaç duyulabileceğini belirtmektedir.
Varis Hastalığı Tedaviden Sonra Tekrarlar mı?
Tedavi edilen damarın durumu ile yeni varis gelişmesi birbirinden ayrı konulardır.
Bir damar başarılı şekilde tedavi edilmiş olsa bile, venöz hastalık başka damarlarda ilerleyebilir veya yeni varisler ortaya çıkabilir.
Bu nedenle “varis tedavisi yapıldıktan sonra bir daha asla varis oluşmaz” şeklinde kesin bir ifade doğru değildir.
Tedavi sonrasında yeni şikâyetler veya yeni damar değişiklikleri ortaya çıkarsa klinik değerlendirme yapılabilir ve gerekli görüldüğünde renkli Doppler ultrason ile venöz sistem yeniden incelenebilir.
CEAP Sınıfı Tedavi Seçimini Belirler mi?
CEAP sınıflandırması hastanın klinik bulgularını tanımlamak için önemli bir araçtır; ancak tek başına tedavi kararı verdirmez.
Örneğin C2 sınıfındaki iki hastanın damar anatomisi, reflü kaynağı ve şikâyetleri birbirinden farklı olabilir. Benzer şekilde C3 veya C4 sınıfındaki hastalarda da altta yatan venöz problem aynı olmayabilir.
Bu nedenle tedavi planlanırken:
- Hastanın şikâyetleri
- Klinik muayene
- Varislerin dağılımı
- Venöz reflünün kaynağı
- Yüzeyel ve derin venöz sistemin durumu
- Damarların anatomik özellikleri
- Hastanın genel sağlık durumu
birlikte değerlendirilir.
CEAP sınıfı bu değerlendirmeyi tanımlamak için kullanılır; tedavinin kendisini tek başına belirlemez.
Varis ve Venöz Yetmezlik Aynı Şey midir?
Varis ve venöz yetmezlik birbirleriyle ilişkili olmakla birlikte aynı kavramlar değildir.
Varis, genişlemiş ve kıvrımlı yüzeyel toplardamarları ifade eder. Venöz yetmezlik ise toplardamar sisteminin kanı bacaklardan kalbe geri taşımasıyla ilgili bozuklukları kapsayan daha geniş bir kavramdır.
Venöz reflü, yüzeyel, perforan veya bazı durumlarda derin venöz sistemde görülebilir.
Bu nedenle dışarıdan görülen varislerin altında hangi venöz problemin bulunduğunu belirlemek için hastanın klinik durumunun ve gerektiğinde renkli Doppler ultrason bulgularının değerlendirilmesi önemlidir.
Venöz yetmezlik hakkında daha ayrıntılı bilgi için Venöz Yetmezlik Nedir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Varis Hastalığı Hangi Durumlarda Değerlendirilmelidir?
Bacaklarda belirginleşen varislerin yanı sıra ağrı, ağırlık, şişlik, kaşıntı veya cilt değişiklikleri bulunuyorsa klinik değerlendirme yapılması uygun olabilir.
Özellikle:
- Yeni ortaya çıkan veya hızla artan varisler
- Tekrarlayan bacak şişliği
- Cilt renginde belirgin değişiklik
- Ayak bileği çevresinde cilt sorunları
- İyileşmeyen bacak yaraları
- Varis üzerinde ağrılı kızarıklık ve sertlik
gibi bulgular varsa bir Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi uygun olabilir.
Ani gelişen belirgin tek taraflı bacak şişliği veya buna eşlik eden nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler ise yalnızca varis olarak değerlendirilmemeli ve acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

Op. Dr. İlker Zan, damar hastalıkları ve fleboloji (varis ve toplardamar hastalıkları) alanında uzun yıllardır uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahıdır. 1995–2001 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını tamamlamıştır. 2011 yılından itibaren kapalı yöntem varis tedavileri uygulayarak, Türkiye’de bu alandaki öncü isimlerden biri olmuştur.
2019 yılında Alanya’da kurduğu Dr. Zan Varis Kliniği ile modern fleboloji uygulamalarını bölgeye kazandıran Dr. Zan, 2025 itibarıyla hizmetlerini Antalya’daki yeni kliniğinde sürdürmektedir. Kliniğinde her hastaya özel tanı ve tedavi planları sunmakta, endovenöz lazer (EVLT), radyofrekans (RF) ablasyon, köpük tedavisi, skleroterapi, CLACS ve ekoskleroterapi gibi minimal invaziv yöntemlerle ağrısız, izsiz ve kısa sürede iyileşme sağlayan çözümler sunmaktadır.
Dr. Zan, varisi yalnızca estetik bir problem olarak değil, ciddi bir damar sağlığı sorunu olarak ele almaktadır. Bilimsel, etik ve hasta odaklı yaklaşımıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflemekte; Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği ve Avrupa Damar Cerrahisi Derneği (ESVS) üyesi olarak uluslararası standartlarda tedavi hizmeti sunmaktadır.

